|
Adakarası |
C.Sauvignon |
Gamay |
Kalecik Karası |
|
Merlot |
Chardonnay |
Shiraz |
Boğazkere |
BODRUM'DA BİR BAĞBOZUMU
MEHMET VURAN

Gazete ve
dergilerin şarap yazıları için ayrılmış köşe ya da
sayfalarında özellikle Ağustos-Eylül aylarında bol bol
“Bağbozumu” yazılarıyla karşılaşırız. Ben çok zevkle okurum o
yazıları. Bizim de Bodrum’da kendi bağbozumu yazılarımızı
yazmaya vesile olacak bağlarımız var. Bunlardan birisi de
Çömlekçi köyündeki Selva-Haluk İşmen bağları. Geçen yıl da
böyle bir organizasyon düzenlenmişti ama, o daha dar
kapsamlıydı. Bu yıl daha geniş bir katılım vardı. Misafirlerin
bir bölümü de, İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerden gelen
Evde Şarap grubu üyelerindendi. Selva hanımın kendisi de aynı
zamanda bir Evde Şarap grubu üyesi zaten. Bir çoğu kendi
şarabını yapan grup üyesi arkadaşlardan bazıları da, yeni
şaraplarını yapmak üzere buradan bir miktar üzüm aldılar.
Erken gelen ve kendi üzümlerini kendileri toplamak isteyenler,
üzümlerini toplamışlar. Toplamışlar diyorum, çünkü ben o
esnada orada değildim. Üzümler, Şiraz ve Zinfandel üzümleri.
Bence isabet etmişler, çünkü üzüm toplamak da ayrı bir zevk.

Evde
Şarap Grubu : 2003 yılında Hakan Doğu tarafından internet üzerinde kurulan ve bugün
itibarıyla 977 üyesi olan bir grup.
Evde Şarap grubunun temel amacı, Anadolu kültürünün bir
parçası olan ve gittikçe unutulan şarap yapımını öğretmektir.
Bunun yanı
sıra "şarap kültürü" ve "yeme-içme kültürü" ile, ülkemizde
keşfedilmeyi bekleyen lezzetlere, yazışmalarda yolculuklar
yapılmaktadır.
İnternet
üzerinde yazışmalar dışında, grup içerisindeki iletişimin
güçlendirilmesi ve yaşanan tecrübelerin paylaşılması için,
üyeler arasında;
- Şarap
tadım toplantıları düzenlenmesi,
- Panel
düzenlenmesi,
- Şarap ve
grup konularını ilgilendiren geziler düzenlenmesi gibi
faaliyetler organize edilmektedir.
(http://groups.yahoo.com/group/EvdeSarap/)
Ben
erkenden orada olmak istememe rağmen bazı ufak tefek sağlık
sorunlarım nedeniyle bu mümkün ol(a)madı. Vardığımızda
misafirlerin neredeyse tamamı gelmişti. Arabadan iner inmez
(bu arada arabayla evin oraya kadar gittim, tekerlekli
sandalyede olmanın böyle de avantajları olabiliyor işte) Muğla
Eski Valisi Sayın Lale Aytaman ve eşi Emekli Büyükelçi Reha
Aytaman’la karşılaştık. Kısa bir hal hatır sormadan sonra,
Lale hanım, Muğla Valiliği dönemindeki anılarını yazdığı "İğneli
Koltukta Dört Buçuk Yıl" kitabını imzaladı benim için.

Lale hanım
geçen yılki bağbozumuna da gelmişti ve o zaman tanışmıştık
kendisiyle. Şimdiye kadar hep adını duyduğum Lale Aytaman’la
tanışmaktan çok memnun olmuştum. O, hem Cumhuriyet’in ilk
kadın Valisi, hem de bizim, Muğla’mızın Valisiydi…
O gün
bağdan üzüm toplanırken şöyle demişti;
“Bağcılığın bu yörelerde gelişmesi fikri daha Valiliğimin ilk
günlerinde oluşmuştu. Eşimin tanıdığı yabancı şarap eksperleri
gelip burada incelemelerde bulundular ve bize nerelerde
yetişebileceği hakkında genel bir fikir verdiler, sonra ben
Muğla'da Toprak Analiz Laboratuarı oluşturdum ve toprak
analizleri yaptırdıktan sonra çiftçileri yeniden motive
ederek projeleri başlattık. Fideleri özel olarak getirttik
çiftçiye dağıttık. Tarım İl Müdürlüğü sürekli denetledi ve
çiftçiyi bilgilendirdi. O günlerde en büyük arzum Muğla
yöresinde gittikçe yok olan bağcılığı tekrar yaşama geçirmek
ve turistik bir yöre olan Muğla'nın kendi şarabının oluşmasını
sağlamaktı. Eksperler, dikimden ancak beş yıl sonra hasat
alınabileceğini söylüyorlardı. Ben, dikilen bağların
ürünlerinin alınmasını göremedim. 1995 yılında Milletvekili
olarak Muğla Valiliğinden ayrıldım. Selva da benimle dolaşarak
o zaman başlattığımız bağcılık projesinden etkilenmişti.
Hayalimin yavaş yavaş gerçekleştiğini görmek beni son derece
mutlu ediyor. Yöneticilikte hayalleriniz olmazsa başarılara da
imza atamazsınız, yıllar sonra da meyveler toplansa, siz bir
şeyler yapmış olmanın huzuruyla rahat uyursunuz. Bu
bağbozumu toplantısı benim açımdan sadece bağbozumu değil,
yıllar önce gördüğüm rüyanın ufak bir gerçekleşmesi gibi.
Lütfen
"Muğla Şarabı"nın oluşmasına ve bu yörenin aynı antikitede
(antik çağlarda)
olduğu gibi bir özel şaraba kavuşması yönündeki gayretlerinizi
sürdürün!”
Ben de,
Bodrum Mavi dergideki daha önceki bir yazımda “şimdi
şarapçılıkta adı ön sıralarda geçen ülkelerde daha şarap
yokken, şarapçılığın merkezlerinden birisi olan, antik çağda
şarap ticaret yolunun ortasında yer alan bu yörede, bu
topraklarda, bu tarz bir tesis (şaraphane) hatta tesislerin
olmayışı üzücü” demiştim.
Sayın
Vali, “İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl” kitabında,
Muğla’daki çalışmalarını anlatırken, tütüne alternatif
geliştirilen projelerden birisi olan bağcılıkla ilgili
yapılanları anlatmış ve sonuna da (sayfa 272) “…… 2000
yılında tamamlanacak bu proje kapsamındaki 19 köyde yaptığım
denetimlerde halkın gelişmelerden memnun olduğunu gördüm.
Gerek yerli, gerekse Muğla'ya bu amaçla gelen kişilerce
yapılan bağcılığın günden güne yaygınlaştığını izlemekteyim. O
yıllarda benimle birlikte projelerimizi gezen ve oldukça
etkilenen İstanbullu mimar arkadaşım Selva İşmen ve eşi
mühendis Haluk İşmen de Bodrum'da bir çiftlik satın alarak
üzüm yetiştirmeye başladılar. Geçtiğimiz yaz onların
çiftliğinde gerçekleşen ilk bağbozumuna katılmak ve orada
benim yıllar önceki gayretlerimi hatırlayan Mehmet Vuran gibi,
yetiştirdikleri kaliteli üzümlerden kendi yöresel şaraplarını
üreten çiftçilerle karşılaşmak doğrusu büyük keyif verdi
bana.” Notunu düşmüş. Doğrusu, bu konuya (bir nebze de olsa)
katkı sağlayanların içinde, adımın da
geçmiş olması bana keyif verdi…

Bağ seyir
terasına doğru giderken, Evde Şarap grubu moderatörlerinden
Memet Karabulut beyle ve şimdiye kadar sanal alemde ancak
e-postalarla tanışık olduğumuz bazı arkadaşlarla yüz yüze
tanıştık. Ardından, zemini yöreye özgü kayrak taşlarla döşeli
olan, içerisinde iki salkım söğüt ve zeytin ağacıyla,
etrafında başta begonvil olmak üzere değişik çiçekler bulunan
bağ seyir terasına geçtiğimde, yeni yeni kişilerle tanıştım ve
çok güzel bir sohbetin içinde buldum kendimi.

İkram
olarak gözleme, peynir, zeytin, börek, ev ekmeği, ceviz ve
tabi ki üzüm ve bu bağın Zinfandel üzümlerinden yapılmış şarap
vardı. Tam da Ege’ye özgü şeyler…
Biraz
sonra da Sayın Rahmi Koç geldi. Daha doğrusu geldiğini
söylediler. Ben kalabalığın diğer ucundaydım. Bir de
tekerlekli sandalyede olunca etrafta olan biteni görmek pek de
kolay olmuyor. Onun için şimdilik geldiğini söyleyebiliyorum
ancak.
Sonra sıra
diğer şaraplara geldi. Diğer şaraplar, bu yörede yapılmış olan
(ve aynı zamanda Evde Şarap grubu üyesi olan) bizlerin
şarapları oluyor. Bizler kim miyiz? Ben Mehmet Vuran, Rıdvan
Dursun, Frank Marciano ve Erhan Yürüt.
En önce
Frank’ın Roze’si açılmıştı. Misketten yapılmış ve içinde gül
kokuları olan güzel bir açılış şarabıydı. Ardından Erhan
Yürüt’ün Kalecik Karası şarabı açıldı. Ben daha önceden de
biliyorum bu şarabı. Güzel bir Kalecik Karası şarabı. Zaten
olumlu eleştiriler aldı, beğenildi. Şişesi de büyüktü. Magnum
bir şişeydi. Rahmi Bey de güzel ve değişik şişeleri
biriktirdiğini, bu şişenin de güzel olduğunu söyledi.
Rıdvan
Dursun’un bir şişe Merlot’u ile, Selva-Haluk İşmen bağlarının
üzümünden yapılmış bir şişe Zinfandel ve bir şişe de Şiraz’ı
vardı. Zinfandel ve Şiraz güzel şaraplardı ve beğenildiler.
Ben bu şarapları da daha önceki tadımlarımızdan biliyorum. Bu
arada Frank, adı Şato Faruk olan bir şarabından bahsediyordu.
Yalıkavak’ta ona Faruk diyorlarmış da, Faruk adı oradan
geliyor. Ben tadıncaya kadar bu şarap bittiği için hakkında
bir yorum yapamıyorum.
Bir de
benim şaraplarım vardı. Kendi bağlarımızın üzümlerinden
yapılmış bir şişe Cabernet Sauvignon ve Şiraz ile Selva-Haluk
İşmen bağlarının üzümlerinden yapılmış bir şişe Zinfandel.
Şaraplarımı kendim açtım ve tattırdım. Bir yandan da (hem de
büyük bir mutlulukla) şarapla ilgili gelen, maserasyon süresi
kaç gündü gibi soruları yanıtladım. Eleştiriler olumluydu
demekle kapatayım kendimle ilgili kısmı. Bırakalım benim
şaraplarımla ilgili yorumu başkaları yapsın değil mi?..

Sonra da
Rahmi beyle tanıştık. Aslında web sitemdeki yazı ve Bodrum
Mavi dergideki yazı için fotoğraf çektirmek istediğimi
söylemiştim. Niyetim de oydu. Rahatsız etmekten ve sohbetini
bölmekten çekinmiştim çünkü. Ne de olsa her gün Rahmi beyle
sohbet etmiyorum. İnsan çekiniyor doğal olarak. Sadece
tanışacak ve fotoğraf çektirecektim ama epeyce uzun bir sohbet
oldu. (uzun da laf mı, masadan uğurladım Rahmi beyi) İnsanı
rahatlatan tavrı ve güzel esprileri olmasa sanırım o kadar
uzun sohbet edemezdim. Bodrum’daki (Karaova yöresinde)
bağcılık faaliyetleri ve bu yöredeki şarap yapma girişimleri
ile benim bu konuda ne yapmak istediğimi, şarapçılığın
durumunu ve biraz da beni konuştuk.
Ev
Şarapçılığını, Evde Şarap grubunu, kuruluşunu, kurucusunu,
faaliyetlerini… anlattık. Anlattık derken, öyle durup dururken
ve kafa şişirircesine değil tabi. Rahmi bey çok ilgiliydi ve
soruyordu, sordukça da konu konuyu açıyordu. Zaten bu
ilgisinden cesaretle de Rahmi beyi Evde Şarap grubu üyesi
yapmayı teklif ettiğimizde, üye olmaktan mutluluk duyacağını
belirtti.
Rahmi bey
bütün şarapları tattı. Bunların içinden daha çok beğendikleri
oldu tabi. Ama, “hepsi çok güzel, çünkü bedava” cevabı
şaraplardan da güzeldi ve herkesi de güldürmüştü.
Sohbet
güzeldi güzel olmasına da, zaman hızla ilerlemiş ve gitme
vakti de gelmişti. Zaten son günlerde bu bağbozumu ve şarap
yapma işleri esnasında epeyce yorulduğumdan, artık gidelim
dedim. Küçük bir vedalaşma faslından sonra, son
fotoğraflarımızı Karaovalılar olarak çektirdik. Selva-Haluk
İşmen’lere bir defa daha bağbozumunuz hayırlı olsun deyip, ev
sahiplikleri için teşekkür ettikten sonra, hadi kalın
sağlıcakla dedik…
Bir başka bağbozumunda görüşmek üzere…
23.08.2008


Teşekkür : Bu yazıdaki bazı fotoğrafları bana
gönderen İrfan Yürüt, Erhan Yürüt ve Kadir Vargı beylere
teşekkür ederim.

Bodrum MAVİ Dergi 26.sayı,
sayfa 46
sayfa 47 sayfa
48
|

Cabernet Sauvignon : Kökeni Fransa'dır ve dünyanın en tanınmış şaraplık
çeşitlerinden birisidir. Kaliteli, dolgun,taneni ve asiti yüksek, koyu
erguvani renkli, meyvemsi ve yıllandırılmaya müsait şaraplar verir.
(fotoğraf
kendi bağımızdan. M.Vuran)
Shrah/Shiraz : Kaliteli, taneni yüksek,
koyu renkli, dolgun ve
yıllandırılmaya müsait şaraplar verir.
Kökeni İran olsa da, Fransa'da
meşhur olduğu için çoğu kişi onu Fransa kökenli bilir.
(fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

Merlot :
Kökeni Fransa olan Merlot, ülkemizde Ege bölgesinde yetiştirilmektedir.
Meyveli ve baharatlı olan monosepaj
Merlot şarabı
kısa sürede olgunluk düzeyine erişir. En çok C.Sauvignon ile kupaja
girer ve şaraba yumuşaklık ve zerafet katar.
(fotoğraf kendi
bağımızdan. M.Vuran)

Adakarası : Avşa
adası, Balıkesir ve Erdek yöresinin kaliteli kırmızı şaraplık
çeşididir. Şarabının çok güzel kırmızı rengi, kendine özgü aroması,
yumuşak ve hoş içimli bir tadı vardır.
( fotoğraf kendi
bağımızdan. M.Vuran)

Kalecik Karası : Orta Anadolu'nun en kaliteli kırmızı
şaraplık çeşididir. Dolgun bukeli ve dengeli,
yıllandırılmaya müsait
şaraplar verir.
(fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

Gamay : Fransa kökenli bu üzüm ülkemizde daha çok Trakya
bölgesinde yetiştirilir. Gamay, koyu menekşemsi kırmızı
renkli, meyveli, yumuşak içimli,
genellikle kısa ömürlü şaraplar verir.
(fotoğraf
kendi bağımızdan. M.Vuran)

Chardonnay :
Kökeni
Fransa'dır ve Dünyanın en ünlü şaraplık beyaz üzümüdür. Ününü de
verdiği zarif, aromatik,
içimi rahat ve meyvemsi şaraplarıyla hakeder.
Ülkemizde
Ege bölgesinde ve biraz da Tekirdağ'da yetiştirilmektedir.
(fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

Semillon: Fransa kökenlidir. Ülkemizde en çok Tekirdağ
yöresinde yetiştirilir. Şeker oranı yüksek, ince kabuklu bir üzüm
olup, şarabında incir aroması vardır.
Kaliteli tatlı şarap verir.
(fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

Boğazkere :
Diyarbakır yöresinin kırmızı şarap yapımında
kullanılan bir üzüm türüdür. Boğazkere adı tadından gelmektedir.
Yendiği zaman insanın boğazında bıraktığı yanma-ekşime duygusu
bölgede ‘kermek ‘ diye adlandırılmaktadır. Küçük taneli, koyu
renkli,kalın kabuklu ve güçlü taninli bir üzüm türüdür. Boğazkere
üzümü çoğunlukla şaraplarda Öküzgözü üzümüyle kupaj edilerek ,ona
üçte bir (1/3) oranında katılmak suretiyle kullanılır. Bu şekilde çok
başarılı şaraplar elde edilir. Boğazkere’den monosepaj olarak da
şarap üretilir ve bu şaraplar da yine oldukça iyi kalitede olup,
yıllanmaya uygun olurlar. Boğazkere şarabı morumsu koyu kırmızı
renkte yoğun taninli bir şaraptır. Boğazkere'de vanilya, tarçın, kuru
erik aromaları hissedilir. Dengeli bir burukluğa sahiptir. Ağızda
meyve tadı ve meşe fıçıdan kaynaklanan hafif yanık bir tad bırakır.

Öküzgözü: Daha çok Elazığ ve Malatya yörelerinde
yetiştirilen, yerli bir şaraplık üzümdür.
Tek başına şarabının total
asidi yüksek, alkolü nispeten az olmasına rağmen,
kendine has aromalı
şarap veren bir çeşittir.

Zinfandel :
En
fazla
Kaliforniya'da
yetiştirilen siyah üzüm çeşididir. (Beyaz Zinfandel
de vardır) Batı Avustralya'da yer yer rastlansa da Kaliforniya
dışında pek dikili değildir. İklim ve taban farklılıklarında dolayı
şarapları değişik özellikler gösterir. Şarabının stili, derin
erguvani bir kırmızı renk, iğneleyici ve yanmış frenküzümü kokusu ve
ılık, baharlı bir böğürtlen tadıyla tarif edilebilir. Farkedilen,
canlı bir asiditesi, ölçülü miktarda taneni vardır.
|