Bodrum Bağları ..۩.. Bodrum'da Bir Bağbozumu

G  A  R  O  V  A

THEANGELA  Antik Kentinin Eteklerindeki Bağlardan

 

Ana Sayfa

Benim Sayfam

Fotoğraflar

Bağcılık

Ev Şarabı

Mitolojide Şarap

Zeytin / Zeytinyağı

Karaova Yöresi

Bodrum'un Tarihi ve Kültürel Değerleri

Bodrum Yarımadası Bodrum Türküleri İletişim

 

Şarap Sayfası

Ev Şarabı Yapımı
Sağlık İçin Antik Çağlardan Günümüze Şarap
Şarap ve Bileşenleri
Şarap ve Sağlık
Alkol ve Spor
Şarap Terimleri Sözlüğü
Bağbozumu
Asmalar Çiçek Açarken
Nedir Bu "Butik" Meselesi
Şarap Tadımcısı Ilja Gort'un Bodrum'da Bağ Gezisi
Bodrum'da Bir Bağbozumu
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

G A R O V A - Kale Dağındaki Theangela Antik Kentinin Eteklerindeki Bağlardan Ev Yapımı Bir Şarap - G A R O V A

Şaraplık Üzümler

fotoğraf için tıklayınız  Adakarası

fotoğraf için tıklayınız C.Sauvignon

fotoğraf için tıklayınız Gamay

fotoğraf için tıklayınız Kalecik Karası

fotoğraf için tıklayınız Merlot

fotoğraf için tıklayınız Chardonnay

fotoğraf için tıklayınız  Shiraz

fotoğraf için tıklayınız Boğazkere

BODRUM'DA BİR BAĞBOZUMU
MEHMET VURAN 

Gazete ve dergilerin şarap yazıları için ayrılmış köşe ya da sayfalarında özellikle Ağustos-Eylül aylarında bol bol “Bağbozumu” yazılarıyla karşılaşırız. Ben çok zevkle okurum o yazıları. Bizim de Bodrum’da kendi bağbozumu yazılarımızı yazmaya vesile olacak bağlarımız var. Bunlardan birisi de Çömlekçi köyündeki Selva-Haluk İşmen bağları. Geçen yıl da böyle bir organizasyon düzenlenmişti ama, o daha dar kapsamlıydı. Bu yıl daha geniş bir katılım vardı. Misafirlerin bir bölümü de, İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerden gelen Evde Şarap grubu üyelerindendi. Selva hanımın kendisi de aynı zamanda bir Evde Şarap grubu üyesi zaten. Bir çoğu kendi şarabını yapan grup üyesi arkadaşlardan bazıları da, yeni şaraplarını yapmak üzere buradan bir miktar üzüm aldılar. Erken gelen ve kendi üzümlerini kendileri toplamak isteyenler, üzümlerini toplamışlar. Toplamışlar diyorum, çünkü ben o esnada orada değildim. Üzümler, Şiraz ve Zinfandel üzümleri. Bence isabet etmişler, çünkü üzüm toplamak da ayrı bir zevk. 

Evde Şarap Grubu : 2003 yılında Hakan Doğu tarafından internet üzerinde kurulan ve bugün itibarıyla 977 üyesi olan bir grup. Evde Şarap grubunun temel amacı, Anadolu kültürünün bir parçası olan ve gittikçe unutulan şarap yapımını öğretmektir.

Bunun yanı sıra "şarap kültürü" ve "yeme-içme kültürü" ile, ülkemizde keşfedilmeyi bekleyen lezzetlere, yazışmalarda yolculuklar yapılmaktadır.

İnternet üzerinde yazışmalar dışında, grup içerisindeki iletişimin güçlendirilmesi ve yaşanan tecrübelerin paylaşılması için, üyeler arasında;

- Şarap tadım toplantıları düzenlenmesi,

- Panel düzenlenmesi,

- Şarap ve grup konularını ilgilendiren geziler düzenlenmesi gibi faaliyetler organize edilmektedir. (http://groups.yahoo.com/group/EvdeSarap/) 

Ben erkenden orada olmak istememe rağmen bazı ufak tefek sağlık sorunlarım nedeniyle bu mümkün ol(a)madı. Vardığımızda misafirlerin neredeyse tamamı gelmişti. Arabadan iner inmez (bu arada arabayla evin oraya kadar gittim, tekerlekli sandalyede olmanın böyle de avantajları olabiliyor işte) Muğla Eski Valisi Sayın Lale Aytaman ve eşi Emekli Büyükelçi Reha Aytaman’la karşılaştık. Kısa bir hal hatır sormadan sonra, Lale hanım, Muğla Valiliği dönemindeki anılarını yazdığı "İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl" kitabını imzaladı benim için.

 

Lale hanım geçen yılki bağbozumuna da gelmişti ve o zaman tanışmıştık kendisiyle. Şimdiye kadar hep adını duyduğum Lale Aytaman’la tanışmaktan çok memnun olmuştum. O, hem Cumhuriyet’in ilk kadın Valisi, hem de bizim, Muğla’mızın Valisiydi…

O gün bağdan üzüm toplanırken şöyle demişti;

“Bağcılığın bu yörelerde gelişmesi fikri daha Valiliğimin ilk günlerinde oluşmuştu. Eşimin tanıdığı yabancı şarap eksperleri gelip burada incelemelerde bulundular ve bize nerelerde yetişebileceği hakkında genel bir fikir verdiler, sonra ben Muğla'da Toprak Analiz Laboratuarı oluşturdum ve toprak analizleri yaptırdıktan sonra çiftçileri  yeniden motive ederek projeleri başlattık. Fideleri özel olarak getirttik çiftçiye dağıttık. Tarım İl Müdürlüğü sürekli denetledi ve çiftçiyi bilgilendirdi. O günlerde en büyük arzum Muğla yöresinde gittikçe yok olan bağcılığı tekrar yaşama geçirmek ve turistik bir yöre olan Muğla'nın kendi şarabının oluşmasını sağlamaktı. Eksperler, dikimden ancak beş yıl sonra hasat alınabileceğini söylüyorlardı. Ben, dikilen bağların ürünlerinin alınmasını göremedim. 1995 yılında Milletvekili olarak Muğla Valiliğinden ayrıldım. Selva da benimle dolaşarak o zaman başlattığımız bağcılık projesinden etkilenmişti. Hayalimin yavaş yavaş gerçekleştiğini görmek beni son derece mutlu ediyor. Yöneticilikte hayalleriniz olmazsa başarılara da imza atamazsınız, yıllar sonra da meyveler toplansa, siz bir şeyler yapmış olmanın huzuruyla rahat uyursunuz. Bu bağbozumu toplantısı benim açımdan sadece bağbozumu değil, yıllar önce gördüğüm rüyanın ufak bir gerçekleşmesi gibi.

Lütfen "Muğla Şarabı"nın oluşmasına ve bu yörenin aynı antikitede (antik çağlarda) olduğu gibi bir özel şaraba kavuşması yönündeki gayretlerinizi sürdürün!”

Ben de, Bodrum Mavi dergideki daha önceki bir yazımda “şimdi şarapçılıkta adı ön sıralarda geçen ülkelerde daha şarap yokken, şarapçılığın merkezlerinden birisi olan, antik çağda şarap ticaret yolunun ortasında yer alan  bu yörede, bu topraklarda, bu tarz bir tesis (şaraphane) hatta tesislerin olmayışı üzücü” demiştim.

Sayın Vali, “İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl” kitabında, Muğla’daki çalışmalarını anlatırken, tütüne alternatif  geliştirilen projelerden birisi olan bağcılıkla ilgili yapılanları anlatmış ve sonuna da (sayfa 272) “……  2000 yılında tamamlanacak bu proje kapsamındaki 19 köyde yaptığım denetimlerde halkın gelişmelerden memnun olduğunu gördüm. Gerek yerli, gerekse Muğla'ya bu amaçla gelen kişilerce yapılan bağcılığın günden güne yaygınlaştığını izlemekteyim. O yıllarda benimle birlikte projelerimizi gezen ve oldukça etkilenen İstanbullu mimar arkadaşım Selva İşmen ve eşi mühendis Haluk İşmen de Bodrum'da bir çiftlik satın alarak üzüm yetiştirmeye başladılar. Geçtiğimiz yaz onların çiftliğinde gerçekleşen ilk bağbozumuna katılmak ve orada benim yıllar önceki gayretlerimi hatırlayan Mehmet Vuran gibi, yetiştirdikleri kaliteli üzümlerden kendi yöresel şaraplarını üreten çiftçilerle karşılaşmak doğrusu büyük keyif verdi bana.” Notunu düşmüş. Doğrusu, bu konuya (bir nebze de olsa) katkı sağlayanların içinde, adımın da geçmiş olması bana keyif verdi…

 

Bağ seyir terasına doğru giderken, Evde Şarap grubu moderatörlerinden Memet Karabulut beyle ve şimdiye kadar sanal alemde ancak e-postalarla tanışık olduğumuz bazı arkadaşlarla yüz yüze tanıştık. Ardından, zemini yöreye özgü kayrak taşlarla döşeli olan, içerisinde iki salkım söğüt ve zeytin ağacıyla, etrafında başta begonvil olmak üzere değişik çiçekler bulunan bağ seyir terasına geçtiğimde, yeni yeni kişilerle tanıştım ve çok güzel bir sohbetin içinde buldum kendimi.

İkram olarak gözleme, peynir, zeytin, börek, ev ekmeği, ceviz ve tabi ki üzüm ve bu bağın Zinfandel üzümlerinden yapılmış şarap vardı. Tam da Ege’ye özgü şeyler…

Biraz sonra da Sayın Rahmi Koç geldi. Daha doğrusu geldiğini söylediler. Ben kalabalığın diğer ucundaydım. Bir de tekerlekli sandalyede olunca etrafta olan biteni görmek pek de kolay olmuyor. Onun için şimdilik geldiğini söyleyebiliyorum ancak.

Sonra sıra diğer şaraplara geldi. Diğer şaraplar, bu yörede yapılmış olan (ve aynı zamanda Evde Şarap grubu üyesi olan) bizlerin şarapları oluyor. Bizler kim miyiz? Ben Mehmet Vuran, Rıdvan Dursun, Frank Marciano ve Erhan Yürüt.

En önce Frank’ın Roze’si açılmıştı. Misketten yapılmış ve içinde gül kokuları olan güzel bir açılış şarabıydı. Ardından Erhan Yürüt’ün Kalecik Karası şarabı açıldı. Ben daha önceden de biliyorum bu şarabı. Güzel bir Kalecik Karası şarabı. Zaten olumlu eleştiriler aldı, beğenildi. Şişesi de büyüktü. Magnum bir şişeydi. Rahmi Bey de güzel ve değişik şişeleri biriktirdiğini, bu şişenin de güzel olduğunu söyledi.

Rıdvan Dursun’un bir şişe Merlot’u ile, Selva-Haluk İşmen bağlarının üzümünden yapılmış bir şişe Zinfandel ve bir şişe de Şiraz’ı vardı. Zinfandel ve Şiraz güzel şaraplardı ve beğenildiler. Ben bu şarapları da daha önceki tadımlarımızdan biliyorum. Bu arada Frank, adı Şato Faruk olan bir şarabından bahsediyordu. Yalıkavak’ta ona Faruk diyorlarmış da, Faruk adı oradan geliyor. Ben tadıncaya kadar bu şarap bittiği için hakkında bir yorum yapamıyorum.

Bir de benim şaraplarım vardı. Kendi bağlarımızın üzümlerinden yapılmış bir şişe Cabernet Sauvignon ve Şiraz ile Selva-Haluk İşmen bağlarının üzümlerinden yapılmış bir şişe Zinfandel. Şaraplarımı kendim açtım ve tattırdım. Bir yandan da (hem de büyük bir mutlulukla) şarapla ilgili gelen, maserasyon süresi kaç gündü gibi soruları yanıtladım. Eleştiriler olumluydu demekle kapatayım kendimle ilgili kısmı. Bırakalım benim şaraplarımla ilgili yorumu başkaları yapsın değil mi?..

Sonra da Rahmi beyle tanıştık. Aslında web sitemdeki yazı ve Bodrum Mavi dergideki yazı için fotoğraf çektirmek istediğimi söylemiştim. Niyetim de oydu. Rahatsız etmekten ve sohbetini bölmekten çekinmiştim çünkü. Ne de olsa her gün Rahmi beyle sohbet etmiyorum. İnsan çekiniyor doğal olarak. Sadece tanışacak ve fotoğraf çektirecektim ama epeyce uzun bir sohbet oldu. (uzun da laf mı, masadan uğurladım Rahmi beyi) İnsanı rahatlatan tavrı ve güzel esprileri olmasa sanırım o kadar uzun sohbet edemezdim. Bodrum’daki (Karaova yöresinde) bağcılık faaliyetleri ve bu yöredeki şarap yapma girişimleri ile benim bu konuda ne yapmak istediğimi, şarapçılığın durumunu ve biraz da beni konuştuk.

Ev Şarapçılığını, Evde Şarap grubunu, kuruluşunu, kurucusunu, faaliyetlerini… anlattık. Anlattık derken, öyle durup dururken ve kafa şişirircesine değil tabi. Rahmi bey çok ilgiliydi ve soruyordu, sordukça da konu konuyu açıyordu. Zaten bu ilgisinden cesaretle de Rahmi beyi Evde Şarap grubu üyesi yapmayı teklif ettiğimizde, üye olmaktan mutluluk duyacağını belirtti.

Rahmi bey bütün şarapları tattı. Bunların içinden daha çok beğendikleri oldu tabi. Ama, “hepsi çok güzel, çünkü bedava” cevabı şaraplardan da güzeldi ve herkesi de güldürmüştü.

Sohbet güzeldi güzel olmasına da, zaman hızla ilerlemiş ve gitme vakti de gelmişti. Zaten son günlerde bu bağbozumu ve şarap yapma işleri esnasında epeyce yorulduğumdan, artık gidelim dedim. Küçük bir vedalaşma faslından sonra, son fotoğraflarımızı Karaovalılar olarak çektirdik. Selva-Haluk İşmen’lere bir defa daha bağbozumunuz hayırlı olsun deyip, ev sahiplikleri için teşekkür ettikten sonra, hadi kalın sağlıcakla dedik…

Bir başka bağbozumunda görüşmek üzere…

23.08.2008

Teşekkür : Bu yazıdaki bazı fotoğrafları bana gönderen İrfan Yürüt, Erhan Yürüt ve Kadir Vargı beylere teşekkür ederim.

        

 Bodrum MAVİ Dergi 26.sayı, sayfa 46                           sayfa 47                                                     sayfa 48

Cabernet Sauvignon : Kökeni Fransa'dır ve dünyanın en tanınmış şaraplık çeşitlerinden birisidir. Kaliteli, dolgun,taneni ve asiti yüksek, koyu erguvani renkli, meyvemsi ve yıllandırılmaya müsait şaraplar verir. (fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

 

Shrah/Shiraz : Kaliteli, taneni yüksek, koyu renkli, dolgun ve yıllandırılmaya müsait şaraplar verir. Kökeni İran olsa da, Fransa'da meşhur olduğu için çoğu kişi onu Fransa kökenli bilir. (fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

Merlot : Kökeni Fransa olan Merlot, ülkemizde Ege bölgesinde yetiştirilmektedir. Meyveli ve baharatlı olan monosepaj Merlot şarabı kısa sürede olgunluk düzeyine erişir. En çok C.Sauvignon ile kupaja girer ve şaraba yumuşaklık ve zerafet katar. (fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

Adakarası : Avşa adası, Balıkesir ve Erdek yöresinin kaliteli kırmızı şaraplık çeşididir. Şarabının çok güzel kırmızı rengi, kendine özgü aroması, yumuşak ve hoş içimli bir tadı vardır. ( fotoğraf  kendi bağımızdan. M.Vuran)

Kalecik Karası : Orta Anadolu'nun en kaliteli kırmızı şaraplık çeşididir. Dolgun bukeli ve dengeli, yıllandırılmaya müsait şaraplar verir. (fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

Gamay : Fransa kökenli bu üzüm ülkemizde daha çok Trakya bölgesinde yetiştirilir. Gamay, koyu menekşemsi kırmızı renkli, meyveli, yumuşak içimli, genellikle kısa ömürlü şaraplar verir. (fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

Chardonnay : Kökeni Fransa'dır ve Dünyanın en ünlü şaraplık beyaz üzümüdür. Ününü de verdiği zarif, aromatik, içimi rahat ve meyvemsi şaraplarıyla hakeder. Ülkemizde Ege bölgesinde ve biraz da Tekirdağ'da yetiştirilmektedir. (fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

Semillon: Fransa kökenlidir. Ülkemizde en çok Tekirdağ yöresinde yetiştirilir. Şeker oranı yüksek, ince kabuklu bir üzüm olup, şarabında incir aroması vardır. Kaliteli tatlı şarap verir. (fotoğraf kendi bağımızdan. M.Vuran)

Boğazkere : Diyarbakır yöresinin kırmızı şarap yapımında kullanılan bir üzüm türüdür. Boğazkere adı tadından gelmektedir. Yendiği zaman insanın boğazında bıraktığı yanma-ekşime duygusu bölgede ‘kermek ‘ diye adlandırılmaktadır. Küçük taneli, koyu renkli,kalın kabuklu ve güçlü taninli bir üzüm türüdür. Boğazkere üzümü çoğunlukla şaraplarda Öküzgözü üzümüyle kupaj edilerek ,ona üçte bir (1/3) oranında katılmak suretiyle kullanılır. Bu şekilde çok başarılı şaraplar elde edilir. Boğazkere’den monosepaj olarak da şarap üretilir ve bu şaraplar da yine oldukça iyi kalitede olup, yıllanmaya uygun olurlar. Boğazkere şarabı morumsu koyu kırmızı renkte yoğun taninli bir şaraptır. Boğazkere'de vanilya, tarçın, kuru erik aromaları hissedilir. Dengeli bir burukluğa sahiptir. Ağızda meyve tadı ve meşe fıçıdan kaynaklanan hafif yanık bir tad bırakır.

Öküzgözü: Daha çok Elazığ ve Malatya yörelerinde yetiştirilen, yerli bir şaraplık üzümdür. Tek başına şarabının total asidi yüksek, alkolü nispeten az olmasına rağmen, kendine has aromalı şarap veren bir çeşittir.

Zinfandel : En fazla Kaliforniya'da yetiştirilen siyah üzüm çeşididir. (Beyaz Zinfandel de vardır) Batı Avustralya'da yer yer rastlansa da Kaliforniya dışında pek dikili değildir. İklim ve taban farklılıklarında dolayı şarapları değişik özellikler gösterir. Şarabının stili, derin erguvani bir kırmızı renk, iğneleyici ve yanmış frenküzümü kokusu ve ılık, baharlı bir böğürtlen tadıyla tarif edilebilir. Farkedilen, canlı bir asiditesi, ölçülü miktarda taneni vardır.

 

             Linkler

 

 © 2009  Bodrum Bağları