|
Anadolu'nun
çeşitli bölgelerinde hala ayakta kalan ve bugün bazılarının
restore edilerek kullanıma açılan Geleneksel Türk Mimarisi'nin
örneklerine baktığımızda; o yörenin ve kişilerin ekonomik
düzeylerine, yaşam tarzlarına, iklimine bağlı olarak, farklı
büyüklüklerde, farklı tarzlarda, farklı malzemelerle yapılmış
ev tiplerine rastlamaktayız.
Ancak bu tiplerin hepsinde
değişmeyen tek şey; çekirdek aile yapısını ayakta
tutan-güçlendiren, insani ilişkileri ve insanın kentle
ilişkisini geliştiren mekan özellikleridir.
Bu plan tiplerinin hemen
hemen tamamında Başoda (iç sofa) denilen mekan tüm ailenin
yaşadığı, yemek yaptığı ve yediği ana mekandır. Başoda, evin
merkezinde bulunmakta, yatma mekanları genellikle bu mekana
açılmaktadır. Hayvancılık ve tarımla uğraşılan bölgelerde bu
birimler üst kata çıkmakta, alt kat ahır ve depo olarak
değerlendirilmektedir.
Hayat (Dış Sofa) : Yazın
insanların dışarıda yaşadıkları ve tüm yaşama ve yemek yeme
işlevlerini gerçekleştirdiği üstü kapalı yarı açık
mekanlardır. Bu mekan bir iç avluya açılmakta ve oradan da
sokakla buluşmaktadır.
Geleneksel
Türk Mimarisi'nin yanında Ege Adaları ve Akdeniz Mimarisi'nin
de izlerini taşıyan "Bodrum Evleri" nde aynı karakteristik
özellikler hemen hemen mevcuttur. Bodrum Sivil Mimarisinde
konut yapıları geçmiş süreçte 3 tip ile ön plana çıkmışlardır.
Bunlar : Musandıralı Ev tipi, Sakız Ev tipi ve Kule Ev
tipidir.
MUSANDIRALI EV
Daha
çok toprakla uğraşanların ve küçük aile birimlerinin
yaptırdıkları ev türüdür.
Plan
bir dikdörtgendir. Bu dikdörtgenin dar boyutu, ara kat
döşemesinin ya da çatının yapılacağı gerecin olanaklarına
bağlıdır. Gereç ağaçtan elde edilen "Dilme" dir. Dilme ve
tahtaları, dağdan tahtacılar
(Bektaşiler) el bıçkısıyla biçip, katırlarla getiriyorlarmış.
Daha çok çıralı çam kullanılıyor. Finike'den kayıkla katran
ağacı da getirilirmiş. Ölçüleri 14/7-8 cm kesitte ve 3.50 -
4.00 metre uzunluktadır. buna göre; evin dar yanının duvar
kalınlıkları çıktıktan sonra, temiz iç ölçüsü 3.20 - 3.60 m
arasındadır.
Dış ölçü, duvar
kalınlıklarıyla 4.20-4.60 m eder. Dikdörtgenin uzun yanı ise,
iç ölçüleriyle 5.5-6.5 m'dir. Dış ölçüleri, duvar
kalınlıklarıyla 6.5-7.5 m olmaktadır. İlgi duyanlar için
belirtmek doğru olur: Bu tam bir altın orandır. Bu oran evin
pek çok öğesinde-kapı pencerede yinelenmiştir. Dikdörtgenin
uzun boyutunun uzun boyutunun üçte bir noktasında giriş kapısı
vardır. Buradan içeriye düz ayak girilir.
Genellikle girişe
göre yakın olan, dar boyutu oluşturan duvarın ortasında ocak
vardır. Ocak, girişin karşısına gelen duvarda da olabilir. Alt
ev denilen bu bölüm pişirme yeri olarak kullanılır. Ocağın
hemen yanındaki ev köşesinde, duvar içinde, yunmalık vardır.
Burası daracık, içinde küple ya da tenekeyle su bulunan
yıkanma yeridir. Burası gelişerek dışarıya çıkıntı da
yapabilir.
Girişin öteki
yanındaki bir merdivenle, aşağı yukarı 160-180 cm yükseklikte
oturma yerine çıkılır. Buranın altı olan, pişirme-giriş
yerinden bir kapıyla kullanılan bölüm, depo-ambar-kilerdir.
Toprakla uğraşan kişi için çok gerekli bir yerdir. Oturma
bölümünün, (evin, pişirme yeri ocak duvarının karşısındaki dar
boyutu olan) duvarında da gene ortada, bir ocak daha yapılır.
Bu iki duvara bu yüzden ocak duvarı da denir. Oturma
gereksinimi kerevetlerle karşılanır.
Burası ile pişirme
yeri arasında "yüklük" denilen ahşap dolaplar vardır. Oturma
yerinden, öteki uzun duvara yaslanmış bir merdivenle 100-120
cm yükseklikteki gene yüklüğün gerdiği Musandıraya çıkılır.
Böylece merdivenler yüklüğün iki yanında yer almış olurlar. Bu
merdivenlerin hemen yan yana yapılarak yüklüğün bir yanda
kaldığı çözümler de çoktur. Burada yatak, yorgan v.s bulunur;
sandık odası işlevi görür. Tavan yüksekliği 160-180 cm
arasındadır. Yatma yeri olarak da kullanılabilmektedir.
musandıradaki pencereden dama çıkma olanağı vardır. Sonuçta
çok amaçlı bir iç oylum doğmuş olur.
Bu oylumda
bölümlerin yükseklikleri işlevlerine uygundur. Pişirme-giriş
bölümü olan alt ev 260-280 cm, Musandıra bölümü ancak gerekli
(160-180 cm) yüksekliktedirler. Oturma bölümü tavanı en yüksek
(yaklaşık olarak 300 cm) bölümdür. Böylece hava değişimi,
havanın içerideki dönüşü kolaylaştırılmış olur. Musandıralı ev
türü, alttaki bir yer katının üzerine de oturtulabilir. Basık
olan bu kat ahır olarak kullanılır. O zaman asıl eve dıştan
merdivenle ulaşılır. Ayakyolları hep bahçededir.
Yapı malzemesi
olarak; duvarlar için taş kullanılmakta, bunların
birleştiricisi harç için ak toprakla kireç karıştırılmaktadır.
Ahşap bölmelerde çıralı çam veya katran (sedir) ağacı
kullanılmaktadır. Bugün bile bir çok evde büyük sıkıntılar
yaşadığımız çatı ısı ve su izolasyonu için ; işlem sırasına
göre kargı, kabukları soyulmuş pardı dalları, acı çalısı, kuvalık bitkisi, kurutulmuş erişte, kara toprak, tuz, deniz
suyu, geren toprağı, yassı çakıl taşları kullanılmaktadır.
Yukarıdaki
"Bodrum Evleri"
başlıklı yazı;
Bodrum Ticaret
Odası
Yayını olan,
"BOD®UM
MAVİ"
derginin
6. sayısından,
Adem GÜNER'in
aynı başlıklı yazısından alınmıştır.
BODRUM EVLERİ - Sakız Tipi Ev
Sakız
Tipi Ev; Sakız'dan gelen tüccarların oturdukları ev anlamına
gelse de bu mimari yani iki katlı ve cumbalı konut mimarisi
Ege bölgesinde yayılmış ve çokça kullanılır olmuştur.
Dış ölçüler, hemen hemen
musandıralı evdeki gibidir. İçeriye, uzun boyutun ortasından
girilir. Giriş genellikle gün doğusuna bakan yöndedir. Sabah
güneşi alır. Ev içinin hava değişimini kolaylaştırır. Burası,
doğal olarak bakış yönüdür de. Girişten, kapıdan az daha geniş
bir bölüme (150-200 cm) girilir. Buranın sağında ve solunda
birer oda vardır. Girişin karşısına gelen duvara yaslanan bir
merdivenle ikinci kata çıkılır. İkinci kata, orta bölümün
giriş kapısı üzerine gelen yüzüne, "ayazlık" denilen, üzeri
örtülü olabilen bir çıkma eklendiği de olur. birinci katta
orta bölümün iki yanında, alttaki odaların tam üstlerinde
birer oda daha vardır.
Alt
ev denilen zemin kat ya da yer ev, üst ev denilen ikinci
kattan daha basıktır. Ocaklar genelde alt evdedir. Alt evdeki
odaların biri kışın, pişirme ve yemek yeri olarak kullanılır.
Yazın bu iş doğal olarak dışarıda görülmektedir. Ocağın
yanında, gene köşe içinde yunmalık vardır. Gün genellikle alt
evde geçer. Güzel eşyalar üst kata konur. Bu evlerde, orta
bölüm yapılmadan, dikdörtgen plan, ortadan ikiye ayrılarak,
girişin doğrudan odalardan birine yapıldığı, yukarıya çıkan
merdivene de bu odada yer verildiği; üst katta, merdivenin
çıktığı odadan bir yüklükle ayrılmış ikinci odaya geçilen
çözümler de çoktur. Bütün türlerde, ilerde göreceğimiz gibi,
gereçlerin yapım yönteminin, kapı-pencere oranlarının bir
olması, kitle benzerliği, nedenleriyle tüm Bodrum'da, değişik
yerleşme bölümleri arasında bile bir bütünlük oluşmuştur. Her
iki türde de ayakyolu dışarıdadır ve genellikle bahçe
duvarının kıvrılması yoluyla yapılmıştır. Bahçeler, özenle
tasarlanmışlardır.
Ocak, bulaşık yıkama yeri, su
havuzu ya da su küpü, kuyu başı, açıkta yemek yeme, oturma
yerleri, gölgelikler, içeriden çok dışarıda yaşanan bu iklim
için işlevlerine uygun bir şekilde dışarıda düşünülmüşlerdir.
Yukarıdaki
fotoğrafta görülen ev, hemen yukarısındaki çizimin neredeyse
bire-bir gerçeğe uygulanmış halidir. 1930'larda yapılmış olan
bu ev, Bodrum'un Sazköy'ünde Çamarası mahallesindedir. Yörenin
eski ağalarından şimdi hayatta olmayan Velioğlu'na aittir.
Yukarıdaki "BODRUM
EVLERİ-Sakız Tipi Ev" başlıklı
yazı;
Bodrum Ticaret
Odası Yayını olan, "BOD®UM
MAVİ"
derginin 7. sayısından, Ayşe ÖZER'in
aynı başlıklı yazısından alınmıştır.
KULE EV
Bodrum'da
kale içindeki eski yerleşmeden sonra, kale dışına taşma
sırasında ilk yapılan tür "Kule Ev" olmuştur. Kule evler en
eski tür evlerdir. Bu evlerin yapım ve kullanım amaçlarının
başında savunma gelmektedir. Yörenin derebeyleri, ağaları ve
zenginleri kale dışına çıkılmasıyla kale gibi güvenli ev
ihtiyaçlarından dolayı bu tür evleri tercih etmişlerdir.
Savunma amacıyla
yapılmış olan bu evler, kare ya da kareye yakın plan
gösterirler. Evlerin tepeleri sivri uçlu dişler ve mazgallarla
bitirilmiştir. Bu bakımdan yüksek ve üzeri çatı ile bitirilen
evler kule evlerle karıştırılmamalıdır.
Bu ev tiplerinde
en alt kat ahır, kiler ve depolardan oluşmaktadır. Girişler
savunma kaygısından dolayı birinci kattan ve köprüyle
yapılmaktadır. Evin içine girildiğinde musandıralı evler gibi,
ahşap merdivenlerle bağlantıları kurulmuş yarım katlardan
oluşan mekanlar bulunmaktadır. Tuvaletler diğer tiplerden
(Musandıralı - Sakız) farklı olarak eve bitişiktir ya da
içeridedir. Bunun nedeni savunma sırasında bahçeye
çıkıl(a)mamasındandır.
Bodrum'da en
fazla Sakız tipi ev yapılmıştır, daha sonra musandıralı ev
gelir. Kule tipi ev ise çok fazla yapılmamıştır. Ne de olsa
herkes ağa değildi:) Oğuz Alpözen "Antik Halikarnassos-Bodrum"
isimli kitabında, Bodrum'da bu evlerden 13 adet olduğunu
söylemektedir.
Bodrum
yarımadasındaki günümüze kadar ayakta kalabilmiş en eski
evlerden biri, Ortakent'teki Mustafa Paşa Kulesidir ve
yapılış tarihini Avram Galanti Bodrumlu 1601 olarak
vermektedir. Tamamen savunma amacına uygun olan bina yığma taş
tekniğiyle yapılmıştır. Bahçesinde tarihi saptanılamayan küçük
bir hamamı olan bina 23.03.1965 tarihinde eski eser olarak
tescil edilmiştir.
ESKİ EV
FOTOĞRAFLARI
Yukarıdaki yazılarda, buralarda (daha çok geçmişte) yaygın
olarak kullanılmış olan üç ev tipi anlatılmış olmakla
birlikte, Bodrum Evleri denildiğinde beyaz badanalı, pencere
ve kapılarının etrafı mavi boyalı ve ön cephesinde begonvil
olan bir ya da iki katlı evler gelir gözümüzün önüne. Cep
telefonlarıyla SMS, bilgisayarla da e-postalar hayatımıza
girdiğinden beri her ne kadar kartposta kullanmaz olmuşsak da,
bir zamanların Bodrum kart postalarının üzerinde hep bu beyaz
badanalı, iki katlı, mavi pencereli evler yer almıştır. Ama o
kadar çok ev var ki artık Bodrum'da ve çevresinde, hani "çok
lafın içinde yalan, çok malın içinde haram vardır" denir ya,
işte bu kadar çok evin içinde de yalan evler var. Yalan
evlerden kastım; Bodrum evleri formuna uymayan evler.
Hakkıyla korunmuş "eski ev" bulmak pek mümkün olmuyor artık.
Köylerde ayakta kalmış olan eski evlerin çoğunun, ya dış
yüzeyleri sıvayla kaplanmış, ya ahşap olan ara kat betonarme
yapılmış, ya da sağına soluna araba garajı, depo v.s gibi
eklentiler yapılarak orijinalliği bozulmuş, eski hallerinden
eser kalmamıştır. Ben (genellikle buradaki köylerde) gördüğüm,
bildiğim eski evlerin fotoğraflarını çekmek ve buraya koymak
istiyorum. İşte aşağıdaki fotoğraflar bunların ilk
örnekleridir.
|