|
İnsanlık
tarihi boyunca pek çok şeyin oluştuğu, filizlendiği, doğduğu
bu topraklar yani Anadolu, dünyanın ilk tarihçisini de
yetiştirme şansına sahip olmuştur. Hatta bu tarihçi
burada, bu şehirde doğmuştur. Yaşadığımız Halikarnassos'da,
Bodrum'da. Üzerinde yaşadığımız, sahip olduğumuz bu topraklar
kimleri yetiştirmedi ki geçmişte; Kadeş'te ilk yazılı sulh
anlaşmasını yapan Şubbililuyuma'dan, destansı şiirin
yaratıcısı Homeros'tan başlayarak, Alkman, Arkhilohos, Sappho,
Alkaios, Mimnermos, Anakreon gibi yazarlar ve şairler. Thales,
Anaximenes, Herakleitos, Pythagoras, Xenophanes ve Anaxagoras
gibi felsefeci ve matemetikçiler, Pytheos, Sinan gibi
mimarlar, Bryaxis gibi heykeltıraşlar, modern şehir
mimarlığının babası Hippodamos ve daha bir çokları.
İşte Herodotos (Heredot)
kültürün ve uygarlığın beşiği bu toprakların yetiştirdiği ve
düz yazı ile ilk tarih yazan kişidir. Anadolu; Çayönü,
Çatalhöyük, Hacılar'dan başlayıp, Hattiler, Hititler, Frigler;
Troja, Bergama, Ephesos, Milet, Priene; İonia, Karia, Lykia,
Pamphylia; Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı'dan kalma;
tiyatro, mabet, hamam, kilise, saray, cami gibi gibi anıtsal
yapılar; heykel, fresk, keramik v.s gibi küçük eserler ile
doludur. Anadolu insanı bugün bize bıraktıkları ile bir yaşam
tarzını gösterir. İnancını, düşüncesini, yaşamını
kopyalamıştır yarattığı eserlere. Yazılarıyla bunu dile
getirmiş, anlatmıştır. ancak Herodotos içinde bulunduğu
çevrenin dışına çıkmış Kenaan'a, Mısır'a, Filistin'e, Ege'ye,
Girit'e, Karadeniz'e gitmiş oraları görmüş ve gördüklerini
kendi dünyasının felsefesi, yaşam tarzı ve sanatıyla
birleştirerek evrensel bir kültür oluşturmaya çalışmıştır. Hep
bir savaş vermiştir insanlık tarihi ve kültürü için. Bu
nedenle kitabının birinci bölümünün başına kendisin tanıtan ve
amacını açıklayan bir paragraf koymuştur ve bunu kısaca şöyle
ifade etmiştir: "Bu Halikarnassoslu Herodotos'un kamuya
sunduğu araştırmadır. İnsanoğlunun yaptıkları zamanla
unutulmasın ve gerek Yunanlıların ve gerekse Barbarların
meydana getirdikleri harikalar bir gün adsız kalmasın, tek
amacı budur; bir de bunlar birbirleriyle neden dövüşürlerdi
diye merakta kalınmasın."
2450 yıl kadar önce yaşayan
ve hemşehrimiz olan Halikarnassoslu Herodotos ilk kez tarihi
kağıda dökmüş kişidir. Seyahatlerinde gördüğü duyduğu herşeyi
kağıda aktarmış ve bunları herkes anlasın diye o günlerin en
güzel dili olan İon dili ile yazmış, bu eserine de "Historia"
adını vermiştir. Yani "Tarih"
Historia sözcüğü eski Yunanca
"historien" kelimesinden gelir. Anlamı şudur: öğrenmeye
çalışmak, araştırmak, incelemek, keşfe çıkmak, gezerek
tanımak, sormak, soruşturmak, bilgi edinmek ve sonunda sözle
veya yazı ile bildiklerini aktarmak. Aslında bu tarifin
altında "merak" yatmaktadır. Bu tarif, Herodotos'un yapmış
olduğu bu eylemi ve onun kitabını ne kadar güzel açıklıyor.
Herodotos gerçekten de merak sahibi bir insandır. Kimi yerde
bir coğrafyacı, kimi yerde Nil nehrinin taşmalarını inceleyen
bir kaşiftir. Bazen eski yazıları inceleyen bir epigraf ( yazı
bilimci), bazen de kelimeler üzerine çalışan bir etimolog (
dilde köken bilimci) olur. Bir bakarsınız demokrasi aşığı
olarak karşımıza çıkar ve bir Persli'nin ağzından bize
demokrasi dersi verir. Bazen bakarsınız bir sosyolog olur ve
hakkında bilgi verdiği kavimlerin dünyada bulunmak zorunda
oldukları yerleri işaretler, her kavmin kendilerine göre
değişiklik gösterdiğini kabul ettikleri davranışlardan
bahseder. Bazen siyasi politika dersi verir ve her siyasal
rejimin kendine uygun olan iktidarları yarattığından bahseder.
Bana soracak olursanız
Herodotos, sadece tarihçi değildir. O bazen siyasi bir
otorite, bir sosyolog, bazen bir gezgin ama her zaman bir
filozoftur. Ama o alçak gönüllü olduğundan bundan hiç
bahsetmez. Kitabında temelde Pers-Yunan savaşlarını anlatıyor
olsa da gerçekte araştırmasının konusu insanlığın durumu ve
dünyanın düzenidir.
10. yüzyıla tarihlenen Byzans
leksiyonu Suda (Bizans'ta 10. yüzyılda yazılmış bir
sözlüktür.Yapıtın tanındığı adından varsayılan yazarının Suidas olduğu söylenir) Herodotos'un Halikarnassos'da yüksek
tabakaya ait, Lykses ve Dryo'nun oğlu olduğunu ve Theodoros
isimli bir kardeşi olduğunu yazar. Amcasının isminin Panyasis
olduğunu biliyoruz. O da Halikarnassos'un yetiştirdiği önemli
şairlerden biridir. Herodotos'un hayatı ve onun hakkında
bildiklerimiz ve onunla ilgili belgeler çok azdır. Sudas
leksiyonundaki kısa tanıtım yazısından başka bir de tarihçi Eusobios'un (260-339) kısa bir yazısı ve Bizans'lı
Stephanos'un sakladığı söylenen bir mezar taşı yazıtı... İşte
hepsi bu kadar. Bu mezar taşının yazıtında "bu toprak Lyxes
oğlu Herodotos'un kemiklerini örtmektedir. Eski İon
tarihçilerinin prensi, Dor topraklarında doğmuştu.
Yurttaşlarının saldırısına dayanamayarak kaçmış ve Thurium'u
ikinci vatanı yapmıştır."
Herodotos'un doğum tarihi
kesin olmamakla birlikte M.Ö.490'dır. Genç yaşında siyasal
hayata katılmış, parti kavgalarına ancak Karia Kraliçesi I.Artemisia'nın
kardeşi Lygdamis'in despotça idaresi yüzünden şehri terk etmiş
ve Samos adasına yerleşmiştir. Burada Kandaules devrinden
itibaren başlayan kitabını yazacağı seyahatlerine başlar.
Herodotos M.Ö. 455-444 yılları arasında Küçük Asya'nın
sahillerini, Ege adalarını, Mısır'ı, Suriye'yi, Kıbrıs'ı,
Karadeniz sahillerini (Patmos), Trakya'yı ve Makedonya'yı
dolaşır. Uzun yıllar Atina'da kalır (kırklı yaşlarında), ünlü
devlet adamı Perikles ve Sophokles ile arkadaşlık eder.
Yaptığı gezilerin kronolojik sırası bilinmemektedir.
Atina'daki yaşamı sırasında Perikles'in teşviki ile Pers-Yunan
savaşlarının tarihçesini yazmaya karar verir. Tarih M.Ö.
440'tır. Atina'da kaldığı sürede sofistik felsefe ve tabiat
bilimleri öğrenir ama bunun yanı sıra Yunanistan'da seyahatler
yapar. Bu arada M.Ö. 444-443 yıllarında Perikles öncülüğünde
Güney İtalya'da kurulan Thurium şehrinin kuruluşuna iştirak
eder.
Kitabı dokuz ciltten oluşur
ve kitabını bitirdikten sonra vatanına geri döner ve Tiran Lygdamis'in devrilmesine neden olur. Ancak politika
sahnesindeki mücadelelerden yorulur ve kazanamayacağını
anlayınca şehri bir kez daha terk eder ve Güney İtalya'daki Thurioi (Thurium) kentine yerleşir. Burada yaşadığı süre
içerisinde "İzahlar ve Keşifler" (Histories Apodexis) isimli
kitabını yine İon lehçesi ile yazar. M.Ö. 425'te burada ölür.
Mezarı bu kenttedir.
Dokuz ciltten oluşan kitabına M.S. II. yüzyılda İskenderiyeli eleştiriciler tarafından sanat
perileri Musa'ların isimleri verilir. Musa'lar Yunan
mitolojisinde Zeus ile peri Mnemosyne'lerin kızlarıdır.
Ciltler sırasıyla; Klio(tarih), Euterpe(flüt), Thalia(komedya),
Melpomene(tragedya), Terpsikhore(dans), Erato(korolu şiir,
şarkı), Polymnia(pantomim), Urania(gökbilim) ,Kalliope(destan
ve lirik şiir) adları verilmiştir.
Herodotos eserinde kısmen
Yunanlılar ve kısmen Barbarlar (Yunanlılar kendilerinden
olmayan herkese barbar derlerdi) tarafından yapılan taktire
şayan şeyleri anlatmıştır. Bütün bu anlattığı yerlere gitmiş
midir, hepsini görmüş müdür bilinmez. Pek çok şeyi duymuş ve
kitabına aktarmış olabilir. O güne kadar gördüklerini, coğrafi
ve etnolojik bilgiler ve duyduklarını anlattığı savaşların
arasına serpiştirmiştir. Bu pek çok kez tekrarladığı "böyle
mi, değil mi bilmem" veya "bana böyle anlattılar"
ibarelerinden anlaşılmaktadır. Herodotos eski doğunun (yani
eski Asya'nın) despot yönetimleri ile Yunanistan'ın (yani
Avrupa'nın) esarete dayanan devletlerinin birbirleri ile olan
mücadelelerini takip etmiştir ki bunun en zirve noktası
Pers-Yunan savaşlarıdır. Herodotos kitabında doğunun
halklarından, onların yaşamlarından, inançlarından ve
kültürlerinden bahseder (Lydialılar, Persler, Babiller,
İskitler vb.) Eserinin ikinci kısmında İonia ayaklanması ve Xerxes'in Yunanistan'a saldırısından bahsedilir. Heredot
eserini M.Ö. 478'de Sestos şehrinin (bugünkü Trakya'da Abydos'un karşısında bir liman şehridir) Atinalılar tarafından
alınmasıyla bitirir (tabii kitabın gerçekten burada bitip
bitmediği bir tartışma konusudur).
Herodotos sağlığında Plutarkhos (ölümü M.Ö. 432) ve Thukydides (M.Ö. 460-396),
sonraları da Halikarnassos'lu Dionysios (Şarap
ve neşe tanrısı Dionysos ile karıştırılmasın)
tarafından eleştirilmiş ve sıkça saldırıya uğramıştır. Hatta Pulutarkhos "Herodotos'un kötülüğü üzerine" isimli bir kitap
da yazmıştır. Onu suçladıkları en önemli konu kendisinden
önceki logografların (erken döenm Yunan tarihçilerine verilen
ad) yazdıklarını alıp kullandığı halde onlardan hiç
bahsetmemiş olmasıdır. buna rağmen Roma'lı hatip ve düşünür Cicero onu Pater Historiae (yani tarihin babası) olarak
nitelendirmiştir. Bu gerçekten de doğrudur, eğer Herodotos o
çağlarda büyük bir merakla veya politik zorunluluklarla
doğduğu şehirden ayrılıp diyar diyar gezmese idi bugün biz
büyük bir ihtimalle ilk çağ olayları hakkında bu kadar bilgiye
sahip olamayacaktık. Tarihsel bilgi edinmek için de sadece
arkeologların buldukları malzeme ve onlar üzerine yapılan
yorumlarla yetinmek zorunda kalacaktık. Oysa Herodotos bize
sadece tarihi bi,lgileri değil, o devrin mitolojisini,
adetlerini, uluslararası ilişkileri, sosyal gelişmeleri, o
devrin coğrafyasını ve daha nice bilgileri aktarmaktadır.
Onsuz bir uygarlık bilimi düşünmek olanaksızdır. Ancak
Herodotos'un mükemmel bir eser ortaya koyduğu söylenemez.
Çağının şartlarına uyarak, olağanüstü güçlere, mitolojiye,
tanrılara, kehanetlere sık sık yer verir. Kronolojiye hiç
dikkat etmez. Pek çok önemli olayı atlar. En önemlisi bir
tarihçi için vazgeçilmez olan tarafsızlığı pek çok hallerde
koruyamaz. Atina'yı yüceltirken, Perslere karşı ayaklanan İon'ları suçlar. Herşeye rağmen onun yazdığı tarih kitabını
herkesin okumasını salık veririm. O, TARİHİN BABASIDIR.
Okumaya başlarsanız göreceksiniz ki en heyecanlı macera
romanından bile daha heyecanlıdır.
Yazımızı Herodotos'un bazı öz
deyişleriyle bitirelim;
"İnsan tanrısal kaderin
oyun topudur."
"İnsan kaderine mahkum
olmuştur ve ölümlüdür ve bunun da bilincindedir."
"Tanrılar kıskançlıkla
doludur ve kararsızdırlar."
"Hiç kimse barış yerine
savaşı seçecek kadar aptal değildir."
|