|
Kışın
tüm yorgunluğunu atmaya hazırlanıyorum. Nisan ayında
teknemizi seçtik, kaparolar yattı. İşin en keyifli -hem de en
kolay- tarafına geldi sıra: Bavul hazırlamak. Aman, bavul
hazırlamak deyince aklınıza hemen çeşitli akşam yemeği
kıyafetleri, güneşlenmek için ayrı, denize girmek için ayrı
mayolar, yemeğe giderken mayonun üzerine giyilebilecek şık
-spor deniz elbiseleri, denizden çıkınca sarınılacak pareolar,
her kıyafete ayrı bir ayakkabı, her kıyafete değişik göz alıcı
aksesuarlar gelmesin. Ben tatile gidiyorum. Gerçek bir tatile,
dinlenmeye gidiyorum. Beynimdeki bütün uğultuları bırakıyorum.
Gazete okumadan, radyo dinlemeden ve hatta neredeyse tamamen
bütünleştiğimiz televizyonu dahi seyretmeden bir hafta
geçiriyorum. Yani metalik ses yok... 1 haftayı doğal ritimde
yaşamak istiyorum. Saate bile bakmayacağım.Uykum gelince
uyurum, acıkınca yemek yerim, susadığımda kana kana su
içerim.Belki yüzümü de denizde yıkarım. Ne keyif...Kendimden
geçtim yine.
Ne de olsa, MAVİ YOLCULUK
ta keyif evden başlıyor. Ne diyorduk? Bavul. Katlanabilir yani
yumuşak almanız gerekiyor. Çünkü teknede yatağınızın altındaki
dolaba koyuyorsunuz çantanızı. İhtiyaç listeniz çok basit...
Mayo, bikini, güneş gözlüğü, güneş yağlarınız, koruyucunuz,
bir kaç pareo, her güne bir tane t-shirt ve bir kaç şort. Ne
olur ne olmaz yanınıza bir de sweat shirt alın. Belki akşamlar
serin olur... Olmaz ya! Lastik ayakkabıdan ve gün içinde
giyebileceğiniz bir terlikten başka bir şeye ihtiyacınız
olamayacak. Makyaj malzemesi mi? Doğayla bu kadar iç içe
yaşarken, unutun hanımlar... bir hafta savaş boyalarımızı
sürmeyelim. Güneş, yanaklarımızı öyle güzel pembeleştirecek
ki, zaten kendimizi çok güzel bulacağız. Doğal halimizle
kendimizi daha iyi hissedeceğiz. Beyler, eminim siz de
kendinizi daha yakışıklı ve sportmen hissedeceksiniz.
Ve
işte Bodrum'dayız. İstanbul-Bodrum arası 900 km,
heyecandan göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor yol. Teknemizin
resmini görmüştük, ama ilk karşılaşmanın büyüsünü yenemiyoruz.
Teknemizi geçtiğimiz yıl denize indirilmiş. 27 metre, 6
kabinli ve kabinde wc-duş var. Klimalı ama kimin umurunda
klima. Yine de sıcaktan bunalan olursa, iyi bir olanak bu.
İşte, teknemiz limanda bizi bekliyor. Kuğu gibi gözüküyor. Bu
yabancılar işi biliyor canım. Boşuna "she" (kız) demiyorlar
gemilere. Çok hoş, çok... Mürettebat da hazır. Ne hoş eski
dostlarla karşılaşmak.
Alış
veriş listesini önceden göndermek de iyi oldu. Tüm
istediklerimiz alınmış, yerleştirilmiştir. Özellikle hanımlar
için tatil başlıyor. Yemek yapmadan geçecek bir hafta var
önümüzde.Hani derler ya:
istediğimiz önümüzde, istemediğimiz ardımızda.
Tanışma
ve merhabalaşma. Hoş geldiniz kokteyli. Gemicimiz bizleri
kamaralara indiriyor. Yerleşmeyi en kısa sürede
gerçekleştirip, yeni mayomuzu giydiğimiz gibi kendimizi
güvertede buluyoruz. Demir alınmış, Bodrum yavaş yavaş gözden
kayboluyor. Karaada'nın yanından Gökova körfezine doğru
açılıyoruz. Geceleme için Çökertme'de demirliyoruz.Leziz
yemekler hazırlanırken herkesin dilinde aynı türkü;
Çökertme'den çıktım da Halil'im... Yıldızların tadına
doyamadan, yol yorgunluğu olsa gerek, gözlerimiz kapanmaya
başlıyor
Sabah kahvaltıdan sonra
Knidos'a hareket ediyoruz. Knidos antik bir Karia kenti. Küçük
liman zamanla toprakla dolduğu için, büyük limanda
demirliyoruz. Tepelerde dolaşırken ayağımıza çarpan her taş
antik bir testinin sapı, ya da bir sütunun parçasıdır. Heykeltraş Proksiteks'in o meşhur Afrodit heykelinin yerinde
yeller esmekte. Şaraplarıyla ünlü Knidos'tan deniz molasından
sonra ayrılacağız.
Ertesi gün
Mersincik limanındayız. Deniz ve yemek molalarından sonra Çatı
koyuna gidiyoruz. Çatı'da ne çok anımız var. Bir arkadaşımızın
kızı 5-6 yaşlarında iken, Çatı koyunu o kadar severdi ki, hep
buraya yerleşmeyi düşlerdi. Mavi yolculuk dönüşü İstanbul'da
bize "Çatı'nın başbakanı kim? İzin alalım da oraya yerleşelim"
demişti. Şimdi kocaman bir genç kız oldu. Bu koyda Deniz'e bu
anıyı hatırlatıyoruz.

Gökova
Körfezinde Kleopatra adasına uğramadan mavi yolculuk olur mu? Hellenistik-Roma çağından kalma eski Kedreai ören yeri ve
halk arasında Kleopatra'nın yüzdüğü söylenen plajda denize
giriyoruz. Bulgur tanelerine benzeyen deniz hayvanlarının
kalıntılarından olduğu sanılan kumları bir bekçi bekliyor. Bu
kumlardan almak yasak. Efsaneye göre bu küçük koy Kleopatra
ile Mark Antonius'un banyosuymuş. Mısır kraliçesi, Roma'lı
Antonius'u ziyaret için Tarsus'a geldiğinde buraya kadar
uzanmış ve Kedreai adasına çıkmış. Kleopatra'nın yöreyi çok
beğendiğini gören Antonius gemilerle Kuzey Afrika'dan buraya
kum taşıtmış. Söylendiğine göre bu tür kum bugün yalnızca
Tunus'ta varmış. Geceyi Söğüt'te geçirmek üzere demir
alıyoruz.
Bugün
programda İngiliz limanı, Ballısı ve Löngöz (Kargılı koyu)
var. Birinci dünya savaşı sırasında İngiliz donanmasına
ait gemiler Alman'lardan saklanmak için bu limanı
kullanmışlar. Alman'lar İngiliz'leri arayıp durmuşlar, sonra
da nasıl ortadan yok olduklarını anlayamadan gitmişler. Bulmalarına
olanak yok. Çünkü koyun girişini bulabilmek için iyice
içerilere girmek gerekiyor. Koya girdiğiniz anda ise körfezle
bağlantınız kesiliyor. Yüksek dağlarla çevrili olduğu için
direklerinizin bile görünmesi olanaksız. Kargılı koyunun
arkasında korunmuş ve ada çamlarıyla çevrili bir tuzlu su gölü
bulunmakta.
Tatilin sonuna geliyoruz
artık. Geceleyin yıldızları, gündüz güneşin sarısını içimize
çekiyoruz. Hüzünlenip arada bir de içimizi çekiyoruz.
Çökertme'de deniz molası, Kisebük koyu... Orak adasında son
deniz molamızı veriyoruz. Ada kayalık ve üzeri dikenli.
Çalılarla kaplı. Denizin rengi mavinin tonlarını sıralıyor.
Gece Bodrum'dayız.
Kimse tekneden inmek istemiyor. Akşam yemeğimizi teknede
yedikten sonra biraz da Bodrum gecelerinde dolaşıyoruz.
Aklımız bir haftadır gezdiğimiz koylarda, gece üstümüzü örten
yıldızlarda, denizde, balıkta. Sabah kahvaltımızı teknede
yaparken önümüzdeki yıl bu güzelliklerde tekrar buluşmaya söz
veriyoruz. Yüzlerimiz sağlıklı, gülümsemelerimiz bile değişmiş
sanki. Hepimiz öyle farklıyız ki. Doyasıya dinlenmenin
getirdiği tatlı bir rehavet, keyifli anılar... Hoşçakal
Bodrum. Seneye görüşmek üzere...
Yukarıdaki
"Mavi Yolculuk"
başlıklı yazı;
Bodrum Ticaret
Odası
Yayını olan, "BOD®UM
MAVİ"
derginin 1. sayısından, Ayşe ÖZER'in
aynı başlıklı yazısından alınmıştır.

Mavi Yolculukta
seyir halindeyken Kekova - Kaş arasında gün doğumu.
Fotoğraf : Çetin AKAR
 |