Ana Sayfa   |   Benim Sayfam   |   Bağcılık & Şarap   |   Zeytin & Zeytinyağı   |   Karaova Yöresi   |   Bodrum Hakkında   |   İletişim

Zeytin ve Zeytinyağı

Geçmişten Günümüze Yağhaneler

Zeytin Yağı

Zeytin Ağacı

Zeytin ve Zeytinyağı -> Zeytin Ağacı
Zeytin Ağacı
27 Haziran 2013 Perşembe

Zeytin ağacı, Güney Ön Asya kökenli bir bitkidir.Anayurdunda yaşayan Samiler tarafından ıslah edilmiş, verimli bir kültür bitkisi haline getirilmiştir. Eski çağlardan günümüze kadar yemeklerde, kurban törenlerinde, yakmak için lambalarda, saçın parlatılmasında, bütün vücudun ovulması gibi çok değişik alanlarda kullanılmıştır.

Anadolu’nun Ege kıyılarında, adalarda ve Yunanistan’da, Homeros’un şiirlerinde de sıkça bahsedildiği gibi bolca yabani zeytin ağacı yetişirdi.(Günümüzde de Ege kıyılarındaki dağlarda bol miktarda yabani zeytin ağacına rastlayabilirsiniz.) Zeytin, denizi ve kalkerli toprağı sever. Denizden uzaklaşıldıkça, Asya’nın içlerine doğru zeytin kültürünün izleri kaybolur.

 

Kışın yapraklarını dökmeyen zeytin ağacı, yok edilmesi imkansız yaşam gücü ile halkın ve yazın dilinin dikkatini çekmiş ve her zaman kullanılmışlardır. Homeros Odysseus’ta zeytin ağacını “kutsal” olarak nitelendirirken, yine efsanede Olimpia’da galip gelenlere yabani zeytin ağacından yapılan taçlar takılmıştır. Evet, Homeros'dan bu yana kullanılmıştır. Ne demişti Bedri Rahmi Eyüboğlu;

 

“önde zeytin ağaçları, arkasında yar,

seni kara saplı bıçak gibi sineme sapladılar.

…”

 

Zeytin ağacı kendine uygun yerlerde, rüzgarın okşadığı gövdesinde nazlı nazlı hışırdayan yapraklarıyla tepelere dizildiği ya da eğimli düzlüklere hafifçe gölgesini saldığı zaman içimizde huzur duygusu oluşturur. Onun gibi bir başka ağaç daha var mıdır dersiniz? İşte bu yüzden antik dönem yazarlarından Columella zeytin ağacı için, “prima omnium arborum” yani “ağaçlar arasında birinci” demiştir.

 

Bizim buralardaki zeytin ağaçlarının bir çoğu ulu ağaç niteliğindeler. Başka yerlerdeki zeytin ağaçlarına sanki; Biz "Ege'nin en eskisiyiz, biz ev sahibiyiz" der gibiler.

 

Ancak zeytin yetiştirilen yörelerde, yeni tesis edilen zeytinliklerde, zeytin ağaçlarının daha bodur bir formda yetiştirildiği, eski büyük ağaçların budanarak dal boylarının daha da kısalaştırıldığını görmekteyiz. Bunun sebebi de bakımlarının daha kolay olması ve doğru hasat yöntemlerinin bunu gerektirmesidir. Bu hasat yöntemleri;

 

1. Elle hasat (mümkün olduğunca yere düşürmeden ve zedelenmesine meydan vermeden dalından elle toplanırlar.)

 

2. Mekanik yöntemle hasat. (zeytinler yine elle toplanırlar ama yere düşürülmeleri makine vasıtasıyla olur.)

 

Bu her iki yöntem için de büyük ağaçlar uygun değildir.

 

Pınarlıbelen’de ve Karaova köylerinde zeytin ağaçları çok büyüktür. Dolayısıyla hasat çoğu zaman sırıklarla yapılmak zorunda kalıyor. Öyle ki en uzun sırıklarla bile yüksek dallardaki zeytinlereulaşılamadığı oluyor ve düşürücü zeytin ağacına çıkarak, tutunduğu bir ağaç dalı üzerinden zeytinleri düşürebiliyor. Buna rağmen bile dalların uçlarında düşürülemeyen zeytinler kalıyor. Onlar da kuşların kısmeti…

 

Bir keresinde oldukça büyük bir zeytin ağacına çıkan düşürücü; “aşağıya baktığımda kendimi gökdelende gibi hissettim, rüzgar dalları salladıkça ayaklarım titredi” demişti. Biz böyle büyük ağaçların yüksek ve ulaşılması zor dallarını budayarak hasat için daha ulaşılabilir bir hal almalarını sağlıyoruz.

Sonraki Yazı
Fotoğraflar

© 2009 bodrumbaglari.com

Tasarım & Yazılım : OrijinalRenkler