Ana Sayfa   |   Benim Sayfam   |   Bağcılık & Şarap   |   Zeytin & Zeytinyağı   |   Karaova Yöresi   |   Bodrum Hakkında   |   İletişim

Benim Sayfam

Hakkımda

Deneme Yazılarım

Söyleşi ve Makaleler

Benim Sayfam -> Deneme Yazılarım
Yazmayı Denedim O Kadar
26 Haziran 2013 Çarşamba

 

“KEŞKE” ÜZERİNE 

Keşke o gün biraz daha erken kalksaydım, 

keşke orada olmasaydım, o arabaya binmeseydim. 

Gideceğim tenis maçı için bir gün önce kulübe gidip, 

katılım için müracaatta bulunmasaydım. 

Hatta 

Tenis oynamayı hiç öğrenmeseydim… 

Keşke sınavda o Üniversiteyi kazanamasaydım 

ya da 

Bir soru daha eksik ya da fazla yapsaydım ve başka bir yer olsaydı… 

Keşke o sınava hiç girmeseydim. 

O kızla hiç tanışmasaydım.. 

Herşeyin bir öncesi için 

Keşke,

 ……….. 

Keşke, 

………….. 

Bu uzaaaarr gider ve “keşke hiç doğmasaydım" a dayanır. 

Öyle ya, hayatımızdaki her şey bir öncekinin doğrudan ya da 

dolaylı sonucu değil mi? 

Hatta, bu keşkeler öyle uzar gider ki bir bakmışsınız, 

yaradılışın başına gelmişsiniz. 

Birisi çıkıp, daha da abartıp, diyebilir ki; 

“Keşke Adem’le Havva hiç tanışmasaydı.” 

ya da 

“Havva, Adem’e yüz vermeseydi…” 

Peki “keşke” diye bir şey yok mu?

Var elbette.

Her yerden çıkarsan, kovsan,

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünden çıkaramazsın.

Ama olur olmaz kullanmamak,

Bu konuda biraz cimri olmak lazım gibime geliyor. 

Benim bildiğim bir de sonuna “k” harfi gelmiş bir “Keşke” var. 

O da güzel (ve benim çok sevdiğim) bir Yörük yemeğidir; KEŞKEK 

Bütün keşkeler kazanların içine, “Keşkek” olmaya…

 

 

"KRAL" ÜZERİNE

 

Kral çıplak falan değildir. Adamakıllı giyiniktir. Hatta kaftanı bile vardır..

Kral yarı çıplaktır.

Kral transparan giymiştir.

Kral çıplaktır ama söylenmez.

Kralın olduğu yöne hiç bakılmaz.

Ortada Kral Mıral yoktur...

 

Bir de Erkin Baba'nın (Koray) Kralları var; Hani "gökyüzünde oturmuş da konuşuyor Krallar..."

dediği şarkısının Kralları... O Krallar hakkında bir fikrim yok. Lakin çok uzaktalar...

Haa bu arada, Kral san'at için soyunmuş olabilir... O mevzuu da beni aşar...

Ben mii?

Ben Kral'ın olduğu tarafa pek bakmamaya çalışıyorum. Çünkü biliyorum, "Kral çıplak".

Eğer bakarsam bunu söylemek durumunda kalırım ki bu da kimsenin işine ya-ra-maazzz....

 

 

"KUM" ÜZERİNE

 

Güneşti, rüzgardı, yağmurdu derken, kayadan kopan küçük bir parça yere düşmüş. Üzerine basılmış falan ve maruz kaldığı fiziksel etkiler neticesinde daha da küçük parçalara ayrılmış.

Şiddetli bir yağmur aldığı gibi bu küçük parçayı yerinden etmiş. Bir yerlere tutunamamış ve yuvarlanıp gitmiş içinde. Ne zaman ki onu taşıyan suyun hızı azalmış, yavaş akmaya başlamış, işte o zaman yavaş yavaş dibe çökmeye başlamış ve tutunacak bir yer bulmuş kendine.

Sular çekilince de diğer arkadaşlarıyla kala kalmış güneşin altında…

Çok uzun sürmemiş ama bu, güneşin altında kavruldukları bir gün, kepçenin birisi gelmiş, aldığı gibi kamyonun kasasının içine atıvermiş onu ve arkadaşlarını. Ve başlamış bir yolculuk daha…

Bir başka yerde de adamın birisi inşaat yapmaya karar vermiş. Ölçme, biçme, plan, program, ruhsat derken sıra binanın yapılmasına gelmiş, "hani kum” demiş usta. Der demez de bir kamyonun kum boşaltmak için inşaat yerine yanaştığını görmüş.

İşte bizim kumla usta o gün tanışmışlar. Başlamış usta onları suyla, çimentoyla karıştırmaya... Bu arada çimento da onun uzak bir akrabası çıkmasın mı? İki arada bir derede sohbet de edivermişler biraz. 

Şans bu ya usta oradan oraya hareket ederken çizmesinin altına sıkışıp kalmasın mı bizim kum tanesi.  Sonra da yolun içinde bir yerlerde düşüp kalmış.

İnşaatın duvarındaki arkadaşlarıyla uzaktan bakışmışlar bir süre. Günün birinde  arabanın birinin tekerleğinin dişleri arasına sıkışınca oradaki günleri de son bulmuş ve başlamış bir yolculuk daha.

Kum da olsa şanslısı var, şanssızı var.

O da bilememiş şanslı mı yoksa şanssız mı olduğunu.

Oradan oraya savrulurken günün birinde yolu Bodrum’a düşmüş.

Orada duymuş kumların da şanslılarının olduğunu. Deniz kenarında olurmuş onlar.

Çok kişiler görürlermiş orada, onlar da denize girenlerin üstünde suya bir girip bir çıkarlarmış.

Ohh ne rahatmışlar…

Bir de çok meşhur olanları varmış içlerinde. Onlar Sedir adası denilen bir yerde yaşarlarmış. Göz bebeği gibi de korunurlarmış.

Hellenistik-Roma çağından kalma eski Kedreai ören yeri ve halk arasında Kleopatra'nın yüzdüğü söylenen plajda, bulgur tanelerine benzeyen deniz hayvanlarının kalıntılarından olduğu sanılan ve almanın yasak olduğu bu kumları bir bekçi korurmuş.

Efsaneye göre bu küçük koy Kleopatra ile Mark Antonius'un banyosuymuş.

Mısır kraliçesi, Roma'lı Antonius'u ziyaret için Tarsus'a geldiğinde buraya kadar uzanmış ve Kedreai adasına çıkmış. Kleopatra'nın yöreyi çok beğendiğini gören Antonius gemilerle Kuzey Afrika'dan buraya kum taşıtmış.

Söylendiğine göre bu tür kum bugün yalnızca Tunus'ta varmış.

Vay beeee...

Yaa, bir kum tanesi deyip de geçer misin sen şimdi:))

 

 

Yelkenliler

 

Her yer çok sessiz.

Rüzgar yok,

kuşların cıvıltısı yok.

Bişey var,

Hüzün desem,

Diyemiyorum…

Adını koyamıyorum.

Yoksa

az önce dinlediğim

şarkılardan mıdır?..

Şimdi atlayıp arabaya,

gitmeli deniz kenarına,

uzanmalı şezlonga.

Arada tuzlu bir esinti,

değmeli yüzüme.

Ilık sonbahar güneşinin altında,

uzaktan geçen

yelkenlileri seyretmeli.

Hafif bir uykuya dalmalı,

rüyalar görmeli;

O yelkenlilerden birinin

kaptanı benmişim meğer.

O deniz senin,

bu deniz benim,

durmaz gezermişim.

Unuturmuşum her şeyi,

düşünmezmişim ne seni

ne de...

boşver gerisini...

                                Mehmet VURAN

                                 11.10.2004 14:30

 

 

UNUT GİTSİN

Hani,

dün sana bişeyler söylemiştim ya,

unut onları,gitsin.

Bak,

herkes öyle yapıyor.  

                               M.V

 

 

İKİ ARA, BİR DERE

Uzansam elim yetişmiyor

Koşsam ardından

yakalayamıyorum

Gitsin

bırak gitsin desem

kendime söz geçiremiyorum

İki arada, bir deredeyim

Ne dereyi geçebiliyor

ne aradan çıkabiliyorum

                      M.V.        

                      20.10.2007

 

 

Önceki Yazı Sonraki Yazı

© 2009 bodrumbaglari.com

Tasarım & Yazılım : OrijinalRenkler