Bodrum'da Bağbozumu

G  A  R  O  V  A

 THEANGELA Antik Kentinin Eteklerindeki Bağlardan

Ana Sayfa

Benim Sayfam

Fotoğraflar

Bağcılık

Ev Şarabı

Mitolojide Şarap

Zeytin / Zeytinyağı

Karaova Yöresi

Bodrum'un Tarihi ve Kültürel Değerleri

Bodrum Yarımadası Bodrum Türküleri İletişim

 

SELVA-HALUK İŞMEN BAĞLARI 2007 BAĞBOZUMU

Gazete ve dergilerin şarap yazıları için ayrılmış köşe ya da sayfalarında bol bol şarap tadımı yazıları ve özellikle Ağustos-Eylül aylarında da “Bağbozumu” yazılarıyla karşılaşırız. Şimdiye kadar hep kendi bağbozumunu yapmış olan ben, bu defa Selva-Haluk İşmen bağlarındaki bağbozumu davetine icabet etmek üzere öğleden sonra kardeşimle yola çıktık. Yola çıktık dediysem, uzun yol gideceğimiz anlaşılmasın, 14-15 km kadar bişey. Biz Karaova’nın bir ucundayız, onların bağı da Karaova’nın diğer ucunda.

Geç kaldık mı acaba diye tereddütlü gitmiştim ama neyse ki geç kalmamışız. Hatta biraz erken bile sayılırdı.

İnternette bağ ve şarap konusuna bakarken rastgele web sitemi bulan ve ziyaretime gelen, daha sonra da beraberce bu yöredeki bağları gezdiğimiz ve en son olarak da Selva hanımların bağbozumundan bir gün önce beni arayıp, “eğer sizinkilerin işleri var ve müsait olmazlarsa, ben gelir seni götürürüm” diyen Rıdvan Dursun bey ordaydı. Onunla ve Haluk beylerle kısa bir sohbetten sonra diğer misafirler de gelmeye başladılar.

Daha sonra aşağıya bağa inildi ve birer makas ve kasa alan misafirler bağdan üzüm kesmenin zevkini yaşadılar.

Bunun öncesinde ise bağın kenarında, misafirlerden Muğla eski Valisi Lale Aytaman hanımefendi kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında Muğla Valiliği döneminde bağcılığın Muğla’da gelişmesini çok istediğini, bağcılığı tütüne alternatif olarak düşündüklerini anlattı. Ben Vali hanımın söylediklerini toparlayıp buraya yazmak yerine, ertesi gün bana göndermiş olduğu ve bunlardan da bahsettiği mailinden bir alıntı yapmak istiyorum.

Vali hanım mailinde diyordu ki;

Bağcılığın bu yörelerde gelişmesi fikri dün akşam kısaca değindiğim
gibi daha valiliğimin ilk günlerinde oluşmuştu. Eşimin tanıdığı
yabancı şarap eksperleri gelip burada incelemelerde bulundular ve bize
nerelerde yetişebileceği hakkında genel bir fikir verdiler, sonra ben
Muğla'da Toprak Analiz Laboratuarı oluşturdum ve toprak analizleri
yaptırdıktan sonra çiftçileri  yeniden motive ederek projeleri
başlattık. Fideleri özel olarak getirttik çiftçiye dağıttık. Tarım İl
Müdürlüğü sürekli denetledi ve çiftçiyi bilgilendirdi. O günlerde
en büyük arzum Muğla yöresinde gittikçe yok olan
bağcılığı tekrar yaşama geçirmek ve turistik bir yöre olan Muğla'nın
kendi şarabının oluşmasını sağlamaktı.

Eksperler, dikimden ancak beş yıl sonra hasat alınabileceğini
söylüyorlardı. Ben dikilen bağların ürünlerinin alınmasını göremedim.
1995 yılında Milletvekili olarak Muğla Valiliğinden ayrıldım. Selva da
benimle dolaşarak o zaman başlattığımız bağcılık projesinden
etkilenmişti. Hayalimin yavaş yavaş gerçekleştiğini görmek beni son
derece mutlu ediyor.
Yöneticilikte hayalleriniz olmazsa başarılara da imza atamazsınız,
yıllar sonra da meyveler toplansa, siz birşeyler yapmış olmanın
huzuruyla rahat uyursunuz.
Dün akşam benim açımdan sadece bağbozumu değil, yıllar önce gördüğüm
rüyanın ufak bir gerçekleşmesi idi.

Lütfen "Muğla Şarabı"nın oluşmasına ve bu yörenin aynı antikitede (antik çağlarda) olduğu gibi bir özel şaraba kavuşması yönündeki gayretlerinizi sürdürün!

Vali hanımın bu yöndeki konuşmasından sonra, toplanan üzümler işliğe taşındılar. Herkesin etrafına toplandığı makinaya ilk üzüm salkımını ise Ferhan Şensoy, bir elinde şarap kadehi bir elinde de üzüm salkımıyla, Dionysos edaları içinde attı ve makinanın düğmesine bastı.

Toplanan az miktardaki üzüm saplarından ayrılıp ezildikten sonra fermantasyonlarını yapacakları yere geldiklerinde şarap işliğinde ancak birkaç kişi kalmıştı. Erdal’la ben de oradan en son ayrılan kişilerin içindeydik. Misafirler bağın en yüksek rakımlı yerinin kenarındaki, Selva hanımın şarap tadım yeri ve bağ seyir terası olarak düşündüğü ve düzenlediği yerdeki masaların etrafında toplanmış sohbet ediyorlardı. Kimi kişiler ayaktaydı. Erdal’la beraber işlikten oraya döndük ve biz de sohbete katıldık.

Misafirlere gözleme ve ayran ikram edilmişti. Çok güzel ekmek ve peynirler de vardı. (Ekmek, şarap ve peynir. Üçü yan yana ne güzel duruyorlar) Hele bir keçi peyniri vardı ki çok güzeldi. Varmış demem lazım aslında çünkü ben ilk başlarda bişeyler yemek ve içmek niyetinde olmadığım için ne yazık ki sonuna denk gelmiştim.

Bağ vardı, bağbozumu vardı, sohbet vardı, sohbet edilen yer şarap tadım yeri ve bağ seyir terası olarak düzenlenmiş bir yerdi. Bütün bunlar olur da şarap olmaz mı? Tabii ki o da vardı, hem de benim şaraplarım. Bağbozumundan iki gün önce Haluk bey beni aramış ve “böyle bir günde misafirlere marketten aldığımız şarapları ikram etmek anlamlı olmayacaktır, yerel şaraplar aradık ama bulamadık, senin şaraplardan getirebilir misin biraz” dedi.  Ben de “fazla şarabım olmadığını ama birkaç şişe getirebileceğimi” söyledim. İlk şarap açılacağı zaman “ya beğenmezlerse!” diye arkalara doğru atmıştım kendimi biraz. Ya da eğer şarapları beğenmezlerse “ben o şarapları tanımıyorum” mu deseydim. Ama böyle de denmezdi ki, çünkü herkese söylemiştik.  Neyse ki tepkiler olumlu gelmeye başlayınca ben de rahat bir nefes aldım. Beğendiklerini söylüyor ve teşekkür ediyorlardı. Yüzümü kara çıkarmamışlardı. Ben de şaraplarıma teşekkür ediyorum...

Vee, ev sahiplikleri için Selva hanıma ve Haluk beye teşekkürler...

fotoğrafı büyütmek için tıklayınız  Şarap tadım ve seyir terasındaki masalardan birisi ve misafirler

fotoğrafı büyütmek için tıklayınız Misafirler şarap işliğinde

 fotoğrafı büyütmek için tıklayınız Ferhan Şensoy ilk üzüm salkımını attı ve makinayı çalıştırıyor

fotoğrafı büyütmek için tıklayınız  Muğla eski Valisi Lale Aytaman ile eşi ve ben

fotoğrafı büyütmek için tıklayınız Selva hanım -Haluk bey ve ben

 

 

 

 © 2008  Bodrum Bağları