|
Bodrum günümüzde
ahşap yat imalatı ile bir dünya markasıdır. Ama bu markalığın uzun bir
geçmişi vardır. Yüzyıllardan bu yana tekne imal edilmektedir bodrum’da.
Bugün Milta
Marina’nın hemen yanında yer alan Osmanlı surlarının olduğu yerde bir
Osmanlı tersanesi vardır. Kim bilir belki eski çağlarda da burada
Halikarnassos şehrinin tersanesi vardı.
Bodrumlu tarihçi
Herodotos’un da anlattığı gibi bölgenin ilk halkı Karlar denizci bir
kavimdi ve Girit Kralı Minos’un yanında gemileriyle yer almışlardı.
Ancak sonraları Kral Karları kovar, onlar da ülkelerine yani Karia’ya
geri dönerler. Daha sonra M.Ö.480 yılında Persler ile Yunanlılar
arasında yapılan Salamis deniz savaşına Halikarnasos Kraliçesi
I.Artemisia’nın 6 gemi ile katıldığını ve başarı gösterdiğini biliyoruz.
Hatta Artemisia’nın yaptığı kahramanlıkları (!) Pers Kralı Xerxes,
“bugün kadınlarımız erkekler, erkeklerimiz de kadınlar gibi dövüştüler”
diye ifade eder. Bu ifadeler Karların denizcilikte ne kadar maharetli
olduklarını göstermektedir.
Daha sonra yine
II.Artemisia’nın M.Ö352 yılında şehre saldıran Rodos donanmasını, gizli
limana sakladığı donanmasıyla nasıl yendiğini biliyoruz. Bütün bunlar
göstermektedir ki Karialılar denizcilikte ileri gitmiş bir kavimdi. Bu
da mutlaka kullandıkları gemileri kendilerinin yaptıklarını
göstermektedir.
Öyle anlaşılmaktadır
ki, Osmanlıların tersane kurdukları bu yerde muhtemelen antik çağlarda
da bir tersane vardı. Çünkü burada tersane kurma geleneği Cumhuriyet
devrinde de devam etmiş ve 1949 yılında burada faaliyete geçen Ethemoğlu
Tersanesi, faaliyetlerini marinanın inşaatının sonuna, 1982 yılına kadar
devam ettirmiştir.
Bodrum 1522 yılında
Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlı topraklarına katılır. Bodrum’da
Osmanlı tersanesinin varlığı ile ilgili ilk bilgiler 1727 tarihli
Kızılhisarlı Mustafa Paşa vakfiyesine dayanır. 1770 yılındaki Çeşme
baskınından sonra yakılan donanmanın yerine dışardan gemi alamayan
Osmanlı Devleti, İstanbul dışında tersanelerde gemi yapımını destekledi.
1770 yılında Kaptan-ı Derya olan Cafer Paşa’nın 1771 yılında Bodrum’da
bir kalyon yaptırttığı belgelerde görülmektedir.
1789 yılında Padişah
III.Selim ıslahat hareketlerine başlamadan önce ülkenin çeşitli kesim ve
yerlerinden raporlar topladığında kendisine Tersane-i Amire yani
İstanbul tersanesi, Sinop, İstanköy, Rodos ve Midilli tersaneleri yanı
sıra bodrum Tersanelerinin durumu da rapor edilmiştir. Yine kayıtlardan
anlaşılacağı üzere 1790 yılında Menteşe Müsellimi Hacı Ebubekir Ağa’nın
babası Hasan Ağa burada bir kadırga yaptırarak Dersaadet’e (İstanbul)
göndermiştir. 1792 yılında biten bu kalyonun adı “Şahbaz-ı Bahri” idi,
74 top ve 850 mürettebatı vardı. 1793 yılında sefere çıkan zamanın
Kaptan Paşası Bodrum’a uğramış ve burada inşa edilen iki kalyonun
rüzgara dayanmadığını gördüğünden, sefer dönüşünde yeni yapılan ve
denize indirilen teknenin merasimine katılmıştır. Ancak hakkında kötü
söylentiler duyduğu Liman Reisini teknenin yapımında kusurlu bularak onu
ve direkçiyi idam ettirmiştir. Vasıf Tarihi bunu nedenini şöyle yazıyor:
“Tersaneye verilen yeni düzen gereğince, Liman Başkanı Mehmet Kaptan’ın
rütbesi ve maaşı arttırılmıştı. Fakat rüşvet yemeye başladığından ve
Liman Başkanları vasıtasıyla yapılan gemilerin kusurlarına göz
yumduğundan, Kaptan Paşa bunun farkına varmıştı. Aynı Kaptan Paşa’nın
Akdeniz seyahati esnasında sert olmayan denizde bu iki geminin havaya
dayanamayışları yüzünden hasara uğradığı görülmüştür. Paşa bunun farkına
varmıştı. Bundan başka iki üç yıldan beri Bodrum’da inşa edilmekte olan
geminin denize indirilmesi töreninde hazır bulunmak üzere Bodrum’a gelen
Kaptan Paşa’nın vermiş olduğu aletler ile geminin indirilmesinde hayli
zorluk çekildiği görünce kızmış, Mehmet Kaptan ve direkçiyi idam
ettirmiş ve durumdan Bab-ı Ali’yi haberdar etmiştir.” (Avram Galanti
Bodrumlu, Bodrum Tarihi)
1819 yılında Bodrum
Tersanesinde 60 zira (Zira : dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan
mesafe. Yaklaşık 75cm ile 90 cm arasında değişen bir ölçüdür) bu
teknenin inşasından “Cevdet Tarihinde” bahsedilir. Bu kalyona 1831
yılında 80 adet top tahsis edilmiştir. Bu gemi Kaptan-ı Derya Hamdullah
Paşa’nın emriyle yapılmıştır.
Bu da Şahinzade
Tarihinde şöyle anlatılır; “Akdenizde vaki Bodrum sahası tezgahında
öteden beri Donanma-i Hümayun için 60 zira kararında kalyon ve yine
Akdeniz Kemer Meydanı tezgahında 53,5 zira kararında fırkateyn inşası
alışılmış iken, şimdiki halde bu tezgahların boş bulunması yüzünden,
zamanın Kaptan-ı Deryası Hamdullah Paşa’nın teklifi üzerine, Bodrum’da
kapaklı bir kalyon ve Kemer’de bir fırkateyn inşasına dair irade-i
seniyye sadır olmuştur. Bodrum’da inşa olunacak sefineye memur olan
İzmir voyvodası Hüseyin Kamil Efendi’ye hitaben ve Kmer’de inşa olunacak
fırkateyne memur olan Kara Osmanzadelerden rahmetli Hacı Ömer Ağa’nın
oğlu Hacı Hüseyin Ağa’ya hitaben ayrı ayrı 1235 (1819) yılının Muharrem
ayı tarihi ile emr-i şerifler gönderilmiştir. (Avram Galanti Bodrumlu,
Bodrum Tarihi)
Yine
Bodrum
Tersanesinde 1834 yılında Muğla mütesellimi Tavaslı Osman Ağa tarafından
bir kalyon inşa ettirilmek istenmişse de malzeme temininde çekilen
güçlükler nedeni ile Bodrum’daki tersanede kalyon yapımından vazgeçilmiş
ve Osman ağa’ya bildirilmiştir. Tersanenin etrafını çeviren duvarlar ve
kuleler korsan saldırılarına karşı 1822 yılında yapılmıştır. Ancak
duvarların dayanıksız oluşu nedeni ile Adalar Voyvodası Mehmet Nazif Bey
tarafından dört kuleli tersane kalesi inşa edilmiştir. Bugün tersane
alanına giriş olarak kullanılan kule ise 1829 yılında Tavaslı Osman ağa
tarafından bitirilmiştir.
Avram Galanti
Bodrumlu* ise yazmış olduğu “Bodrum Tarihine Ek” isimli kitabının 4.
bölümünün Tarihi Olaylar kısmında D Paragrafta (24.sayfa) 1815 yılında
Akdeniz’de bir Fransız gemisine yönelik yapılmış bir korsanlık
hareketini Julien de la Gravier’in Dtation du Levant cilt II s. 40-41’e
dayanarak şöyle yazar;
“……Brest (Fransız
Konsolosu) bu 17 esiri bir Fransız gemisi ile İzmir’deki görevlilere
teslim etmiştir. Görevliler de bunları önceleri Rodos Şövalyelerinin
tersanelerinin olduğu ve şimdi ise (1815) padişahın bir kalyon
yaptırttığı yer olan Halikarnassos’a yani şimdiki Bodrum’a göndermiştir.
Yine Avram Galanti
Bodrumlu aynı eserin 5. bölümünde (sayfa26) Bodrumlu Hilmi Tengiz’in
sözlerini aktarırken şöyle yazıyor;
“……Bundan 55 yıl
kadar önce, ninem kendisinin kale içinde gelin olduğunu, yaz günleri
halkın bir kısmının kale dışındaki bağ ve bahçelerine gittiğini, kışın
kale içindeki evelrine geri döndüğünü, zamanla bodrum evleri çoğalmaya
başlayınca ailesinin kalyonlar yapılan tersanenin civarında yaptırttığı
evde oturduğunu ve annemi orada doğurduğunu söylerdi….”
Yine aynı eserin 2.
kısmının Bodrum kasabası başlığı altındaki kısmın 2. bölümünde (sayfa18)
şöyle yazıyor; “3-Bodrumlu Halil’in kalyonlar için yaptığı harcamalara
ait D.numarası 5010, tarih hicri 1197, miladi 1715”
Bu şekilde aktarılan
her üç bilgi de Bodrum’daki tersanelerin Osmanlı imparatorluğu zamanında
var olduğunu hatta bu tersanelerin Saint John Şövalyeleri zamanında da
mevcut olduğunu kanıtlamaktadır. Bu da Bodrum’daki yani
Halikarnassos’daki gemi inşa tradisyonunun daha da eski tarihlere
gittiğinin kesin bir delili olmalıdır.
Cumhuriyet devrinden
bu yana başlangıçta küçük çapta kendi teknelerini yapan Bodrum
tersaneleri bugün artık bir marka haline gelen ve boyları 50 metrelere
varan ahşap, sac veya fiber tekneler inşa etmektedir. Şimdilerde yapılan
bu tekneler iç piyasanın yanı sıra yurt dışından alınan siparişlere de
cevap vermektedir.
Uzun yıllar bir
yıkıntı ve mezbelelik halinde duran bu tersane 1999 yılında özel bir
şirketin sponsorluğunda Danimarka’nın Aarhus Üniversitesi arkeoloji
bölümünün başkanı Prof.Paul Petersen’in yönetiminde, bodrum Sualtı
Arkeoloji müzesi Müdürlüğü denetiminde yapılan kazılar ve restorasyon
çalışmalarından sonra tersanenin giriş bölümü resim galerisi haline
dönüştürülmüştür.


Yukarıdaki
"OSMANLI
TERSANESİ-ASIRLAR BOYU TRADİSYONUN GÜNÜMÜZDEKİ İZLERİ"
başlıklı yazı;
Bodrum Ticaret
Odası Yayını olan, "BOD®UM
MAVİ"
derginin 9. sayısından,
A.Rasim ÖZGÜREL'in
aynı başlıklı yazısından alınmıştır.
|