Zeytin
ağacı, Güney Ön Asya kökenli bir bitkidir.
Anayurdunda yaşayan
Samiler tarafından ıslah edilmiş, verimli bir kültür bitkisi
haline getirilmiştir. Eski çağlardan günümüze kadar
yemeklerde, kurban törenlerinde, yakmak için lambalarda, saçın
parlatılmasında, bütün vücudun ovulması gibi çok değişik
alanlarda kullanılmıştır.
Anadolu’nun Ege kıyılarında, adalarda ve Yunanistan’da,
Homeros’un şiirlerinde de sıkça bahsedildiği gibi bolca yabani
zeytin ağacı yetişirdi.(Günümüzde de Ege kıyılarındaki
dağlarda bol miktarda yabani zeytin ağacına
rastlayabilirsiniz.) Zeytin, denizi ve kalkerli toprağı sever.
Denizden uzaklaşıldıkça, Asya’nın içlerine doğru zeytin
kültürünün izleri kaybolur.
Kışın yapraklarını dökmeyen zeytin ağacı, yok
edilmesi imkansız yaşam gücü ile halkın ve yazın dilinin
dikkatini çekmiş ve her zaman kullanılmışlardır. Homeros
Odysseus’ta zeytin ağacını “kutsal” olarak nitelendirirken,
yine efsanede Olimpia’da galip gelenlere yabani zeytin
ağacından yapılan taçlar takılmıştır. Evet, Homeros'dan bu
yana kullanılmıştır. Ne demişti Bedri Rahmi Eyüboğlu;
“önde zeytin ağaçları, arkasında yar,
seni kara saplı bıçak gibi sineme sapladılar.
…”
Zeytin ağacı kendine uygun yerlerde, rüzgarın
okşadığı gövdesinde nazlı nazlı hışırdayan yapraklarıyla
tepelere dizildiği ya da eğimli düzlüklere hafifçe gölgesini
saldığı zaman içimizde huzur duygusu oluşturur. Onun gibi bir
başka ağaç daha var mıdır dersiniz? İşte bu yüzden antik dönem
yazarlarından Columella zeytin ağacı için, “prima omnium
arborum” yani “ağaçlar arasında birinci” demiştir.
Bizim buralardaki zeytin ağaçlarının bir çoğu
ulu ağaç niteliğindeler. Başka yerlerdeki zeytin ağaçlarına
sanki; Biz "Ege'nin en eskisiyiz, biz ev sahibiyiz" der
gibiler.
Ancak zeytin yetiştirilen yörelerde, yeni
tesis edilen zeytinliklerde, zeytin ağaçlarının daha bodur bir
formda yetiştirildiği, eski büyük ağaçların budanarak dal
boylarının daha da kısalaştırıldığını görmekteyiz. Bunun
sebebi de bakımlarının daha kolay olması ve doğru hasat
yöntemlerinin bunu gerektirmesidir. Bu hasat yöntemleri;
1. Elle hasat (mümkün olduğunca yere
düşürmeden ve zedelenmesine meydan vermeden dalından elle
toplanırlar.)
2. Mekanik yöntemle hasat. (zeytinler yine
elle toplanırlar ama yere düşürülmeleri makine vasıtasıyla
olur.)
Bu her iki yöntem için de büyük ağaçlar uygun
değildir.
Pınarlıbelen’de ve Karaova köylerinde zeytin
ağaçları çok büyüktür. Dolayısıyla hasat çoğu zaman sırıklarla
yapılmak zorunda kalıyor. Öyle ki en uzun sırıklarla bile
yüksek dallardaki zeytinlere ulaşılamadığı oluyor ve düşürücü
zeytin ağacına çıkarak, tutunduğu bir ağaç dalı üzerinden
zeytinleri düşürebiliyor. Buna rağmen bile dalların uçlarında
düşürülemeyen zeytinler kalıyor. Onlar da kuşların kısmeti…
Bir keresinde oldukça büyük bir zeytin ağacına
çıkan düşürücü; “aşağıya baktığımda kendimi gökdelende gibi
hissettim, rüzgar dalları salladıkça ayaklarım titredi”
demişti. Biz böyle büyük ağaçların yüksek ve ulaşılması zor
dallarını budayarak hasat için daha ulaşılabilir bir hal
almalarını sağlıyoruz.
Zeytinyağı
Tanımı ve Sınıflandırılması
Zeytinyağı, sadece zeytin ağacı (Olea europaea sativa Hoffm.
et Link) meyvelerinden elde edilen, hiçbir kimyasal işlem
görmeden doğal hali ile tüketilebilen, oda sıcaklığında sıvı
olan bir yağdır.
Zeytinyağlarının Çeşitleri Nelerdir?
1-Naturel Zeytinyağları: Zeytin ağacı meyvesinden,
doğal özelliklerini değiştirmeyecek bir sıcaklıkta sadece
mekanik veya fiziksel işlemler uygulanarak elde edilen,
berrak, yeşilden sarıya değişebilen renkte, kendine özgü tat
ve kokuda olan doğal halinde gıda olarak tüketilebilen
yağlardır.
Naturel zeytinyağları kendi içinde 3 grup altında piyasaya
verilirler.
a) Naturel Sızma Zeytinyağı: Kokusu ve tadında kusur
olmayan, serbest asitlik derecesi(oleik asit cinsinden) en çok
% 1 olan naturel zeytin yağıdır. Naturel sızma zeytinyağı her
tür yemeklere uygun olmakla beraber salatalar için idealdir.
b) Naturel Birinci Zeytinyağı: Kokusu veya tadında çok
hafif kusurları bulunabilen, serbest asitlik derecesi (oleik
asit cinsinden) en çok % 2 olan naturel zeytinyağıdır.
c) Naturel İkinci Zeytinyağı: Kokusu veya tadında
tolere edilebilen kusurları bulunan, serbest asitlik derecesi
(oleik asit cinsinden) en çok % 3.3 olan naturel
zeytinyağıdır.
2- Rafine Zeytinyağı: Zeytin ham yağının yapısında
değişikliğe yol açmayan metodlarla rafine edilmesi sonucu elde
edilen, sarının değişik tonlarında rengi olan kendine özgü tat
ve kokuda bir yağdır. Serbest asitlik derecesi (oleik asit
cinsinden) en çok % 0.3 ‘tür. Bu yağ piyasada, ‘’ Kızartma
Yağı’’ olarak da pazarlanmaktadır.
3- Riviera Zeytinyağı: Rafine zeytinyağı ile doğal
halinde gıda olarak tüketilebilecek naturel zeytinyağlarının
karışımından oluşan, yeşilden sarıya değişen renkte, kendine
özgü tat ve kokuda bir yağdır. Serbest asitlik derecesi (oleik
asit cinsinden) en çok % 1.5 ‘tur. Zeytinyağının canlı ve
kuvvetli kokusuna pek alışık olmayanlar bu tip zeytinyağını
tercih edebilirler.
Zeytinyağı ve Sağlığımız
Doğanın
insan oğluna armağan ettiği en değerli besinlerden birisidir
zeytinyağı. Bu mucizevi yağın sağlık açısından sunduğu
nimetler saymakla bitmez . Çocukluktan yaşlılığa yaşamımızın
her döneminde zeytinyağı sağlığımızı bir çok açıdan olumlu
yönde etkiler.
- Zeytinyağı kalp ve damar hastalıklarında temel risk faktörü
olan kolesterolü azaltarak damar tıkanıklıklarını önler.
-Zeytinyağı kolesterol içermez. İnsan bünyesinde kandaki
kolesterol seviyesini düşürür, kötü huylu kolesterolü
azaltırken, iyi huylu kolesterole dokunmaz. Halbuki diğer
bitkisel sıvı yemeklik yağlar kolesterol seviyesini düşürürken
kötü kolesterol ile birlikte iyi kolesterolü de düşürür. Bu
durum zeytinyağı lehine büyük bir avantajdır
- Sıcak ve soğuk tüketildiğinde mide asitliğini azaltarak
gastrit veya ülsere karşı koruyucu bir rol oynar.